Benim adım insanların hizasına yazılmıştır.
Her gün yepyeni rüyalarla ödenebilen bir ceza bu.
Keşke yağmuru çağıracak kadar güzel olmasaydım.
Ölüm ve acılar çatsaydı beni .
Düşüncem yapma çiçekler kadar gösterişli ve parlak.
Sözlerim ihanete varacak doğrulukta olsaydı. Anmaya gücüm yetseydi de konuşsaydım. Diri-gergin kasları konuşsaydım.
“Kardeşler! ” deseydim “Kardeşlerim! ”
“Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan."
“Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan."
“Bakın yaklaşıyor...”
Yazık, şairler kadar cesur değilim.
Çocukların üşüdükleri anlaşılıyor bütün yaşadıklarımdan.
Gövdem kuduz yarasalarla birazcık yatışıyor. Benim gövdem yıllar boyu sevmekle tarazlandı. Öyle bir çalımlarla gecenin çitlerinden atlardım. Bir güneş sayardım kendimi denizin karşısında. Çünkü çam kokularına sürtünüp ağırlaşan ruhların.
İnanmazdım dosyalara sığacağına.
Gittikçe ışıldardım dükkânlar kararırken.
Hüznün o beyaz etrafına sakallarım batardı. Benim adım bilinen cevapların üstüne mühürlenmiş.
Ellerim tütsülenmiş.
Evlerin yeni yıkanmış serin taşlıklarında Dirgenler, bakraçlar, tornavidalar
Bende kül, bende kanat, bende gizem bırakmadılar
Ve içinden bir baş ağrısı gibi çınlamaktansa Gövdem açık bir hedef kılındı belâlara.
Ve bu yüzden yakışıksız oluyor
İnsanları hummalı baharlar olarak tanımlamak Ve bu yüzden göğsümde dakikalar
İnce parmaklar halinde geziniyor
Konvoylar geçiyor meşelikler arasından
Bir yaprak kapatıyorum hayatımın nemli taraflarına
Ölümden anlayan, ciddi bir yaprak
Unutulacak diyorum, iyice unutulsun
Neden büyük ırmaklardan bile heyecanlıydı
Karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak.
(1972)