Merviş

Merviş
@Mervedemirbas
Ben atlara ve uzaklara hayrandım..
10/10
·222 syf.·
2021 3. kitabı
Her ân bir suâle muhatap olduğumuz bu fâni dünya hayatında tek gâyemiz, insan olabilmek değilse nedir? Birçokları kendini doğuştan insan addetmekle öyle olduğunu zannetse de, beşeriyet kabuğunu kırmadıkça ona Hz. İnsan denemez. Nedir hazret-i insân, yani kâmil insan, derya gibi olandır.. Ona ulaşan damla derya olur, ona dökülse bir kova kirli su temizlenir. O insan ki, renklerden beyaz gibidir. Her rengi içinde barındıran, leke kabul etmez masumiyet.. Böyle bir insan olabilirsek, işte o zaman bilmekten olmak mertebesine ulaşmış, hayret makamına oturmuş oluruz. Kul olmanın zevkine erenlerden oluruz.. Bu insanın en büyük vasıflarından biri tevazu sahibi olmasıdır. Tevazu süsüyle süslenmiş, görkemli varlık.. Şu beyite kulak verelim; Mazhar-ı feyz olamaz düşmeyicek hâke nebat Mütevâzı olanı rahmet-i Rahman büyütür. O beşikte sallanmaktır niyazımız.. Kalplerimiz aşkın ateşinde yanmadıkça, ham gönüllerimiz pişmedikçe de, olmak makamından uzağız. Aklıma Yunus'un "Aşk gelicek, cümle eksikler biter." dizesi geliyor. Demek bu elbise aşk yamasıyla tamam oluyordu.. Sevmek gerekti ama candan içerû... İşte Hz. İnsan budur dostlar.. Yaşayan bir ölü.. Tekrar dirilmek için aşkta ölen yahut aşkla ölen.. Ölmeden önce ölmek kudretini elinde tutan kişi.. Bu öyle bir diriliş ki artık içinde dünya sevgisi ölmüş, nefsinin prangalarından kurtulmuşsundur.. Kölelikten hürlüğe akış.. Benliğini nefis prangalarından hürleştirerek ise efendi olma, hazret olma.. Her an bir suâle muhatabız dedik.. Bu ne mühim, ne çetin bir soru ki yakamızı bırakmıyor. Bu ne davadır ki bir türlü kendimizi aklayamıyoruz. Verdiğimiz cevapla ya sıratı geçiyor ya cehennemi yaşıyoruz.. Bütün mesele bu .. İncitmemek mi, incinmemek mi? youtu.be/v6-EprB5Fx8
Yaşayan ÖlüSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2009620 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·164 syf.·
2020 22. kitabı
Youtube'da bir konuşmasına(Yaptığı bir TV programında) denk geldiğim Sabri Tandoğan'ı gördüğüm an içim ısınmıştı. Edep, zerafet, güzel huy ve sayamayacağım pek çok özelliği resmen yaşıyordu bu adam! Biraz araştırınca bu program minvalinde bazı kitapları olduğunu gördüm. Kitaplara rahatça ulaşabileceğim bir siteden ilk kitabı olan Gönül Sohbetleri-1'i okumaya başladım. Özellikle uyumadan önce okuyordum, çünkü gözlerimi kapatmadan evvel ruhum huzura kavuşuyordu. Beni günlük hayatın bayağılığından kopartıp, gerçek, canlı, cıvıl cıvıl olan hayatın içine yolculuğa çıkartıyordu. Bir zaman sonra mutsuz, umutsuz olduğum anlarda sarıldığım bir dost, sığındığım bir liman oldu. Adının hakkını vermiş, hakikaten gönüllere hitap eden bir kitaptır Gönül Sohbetleri. Ve Sabri Dede.. Sen ne güzel insansın.. Ne güzel bir kalbin, ne müthiş bir bakışın var bu hayata.. Dostlar, istifade etmeniz için sitenin linkini bırakıyorum. Lütfen zaman ayırıp en azından bir yazısını okuyun, göreceksiniz mükemmelliği.. gonulsohbetleri.net/html/kitaplari.asp Bende ne muazzam duyguları harekete geçirdi bu kitap.. Bir defa kalbime şifa oldu ki sizinkine de olmasını temenni ederim.. Şöyle bir şiir bıraksam şuracığa fena mı olur; Yönünü bil, yolunu sev, arkana bakma koşarken Her zaman ilerilere bak, ufukları gözetle Kadim çizgisini değiştirip tersine akan ırmak var mı? Düşünceyle beslenen düşlerini yaşarken Özü kabuktan ayır, söz uzunsa özetle Sığda göz çimdirenler derinlere bakar mı? En uzun ömür ne ki, katlan uykusuzluğa Gece gömülerini sergilerken ışıklar Sonsuzluğu içine çekene ırmak var mı? Develer gibi diren açlığa / susuzluğa Çakaralmaz top gibi susma, hakkını al zamandan Gökler gürlemeyince hiç şimşekler çakar mı? Dövüş, helâl ölçekli bir dövüşse pes etme Zamanı ve silahı israf
Gönül Sohbetleri Cilt 1Sabri Tandoğan · Öncü Kitap · 20034 okunma
10/10
·320 syf.·
2020 11. kitabı
Ben her şeyin bir vakti olduğuna inanırım. Vakti gelmeyince tohum filizlenmez, yaprak dalından kımıldamaz, güneş batıp karanlık bir perde gibi üstümüze gerilmez, ruh bu dünyadaki evi olan bedenden çıkıp, gerçek mekânına doğru meyillenmez. İşte velhasıl-ı kelâm, bunlar gibi bazı günlük işlerin yapılmasının da bir zamanı vardır elbet. O gün içimde değişik bir his vardı, ısrarla arkadaşlarımı da sürükledim götürdüm büyükçe bir kitapçıya. Hani şu, merhum Muzeffer hocanın dediği gibi; ölmüş olanların kitaplarının, ölecek olanlara satıldığı yer.. Baya uzun kaldık, bedenen çokça yorulduk, ruhça dinlendik. Ben tabi kalmak istedim daha fazla ama arkadaşlarım sızlandı, utandım kıramadım onları tamam gidelim dedim. Yalnız bu kitaptan ayrılmak istememiştim. Çıktım gözüm arkada kaldı. İlk anda elime aldığımda gönlüm ısınmıştı bu kitaba. Açtım içini rastgele okumaya başladım. Dedim dur Merve, okuma daha fazla şöyle evde zevkini çıkara çıkara okursun. Dur burda böyle dikildiğin yerden dalma içine şimdi, gitme uzaklara dedim... İyiki de dedim. Bugün kitabın sonlarına gelirken, öyle üzülüyorum ki. Sanki uzun bir yolculuktan dönüyorum. Fakat kimlerle tanış oldum, kimlerle gönüldaş oldum bir bilseniz. Biraz içerikten bahis açalım; Bugün en çok bilinen klasik müziğimizin ( Osmanlı Müziği de denebilir) 40 Makam'ı anlamlarıyla ele alınmış bu eserde. Bu makamlar bize neyi çağrıştırır, bizi hangi yerlere götürür, hangi yollardan götürür, hepsi bir bir anlatılmış. Kitabın başlarında bazı terimler açıklanmış. Beste nedir, güfte nedir, usûl nedir, peşrev nedir, taksim nedir? Daha sonra ikinci kısımda tek tek makamlar bir iki örnek eserle anlatılmış. Ahmed Avni Konuk'un Fihrist-i Makâmât'ından alıntılar yapılmış. Her makamı anlamak için evvela onu iyi temsil eden, Savaş hocanın seçtiği bir eseri
Müzik
40 Makâm 40 AnlamSavaş Ş. Barkçin · Ketebe Yayınları · 2019128 okunma
"Kilolarımdan sen sorumlusun ey bakteri!"
10/10
·288 syf.·
2020 9. kitabı
Uzun süredir çok beğensem de bir kitaba inceleme yazmıyordum. Aynı şey kuvvetle eleştirmek istediklerim için de geçerli. Fakat Serkan hocanın bu kitabını es geçemeyeceğim ne yalan söyleyeyim. İlk başta kitabın ismi ilgimi çekmişti. "Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum." Bir insan beyinde bulamadığı cevapları bağırsakta nasıl bulmuş olabilirdi? İlginç bir konusu olabileceğini düşündüm. Daha sonra tanıtım bültenini okuduğumda işin rengi belli oldu. Kendisi bir nörofizyolog olan ve şimdilerde Hacettepe Üniversitesi'nde bu konuyla ilgili araştırmalar yapan bir bilim insanıdır Dr. Serkan Karaismailoğlu. Çoğunuz "Peki nörofizyoloji ile bağırsağın ne alakası var?" diyebilir. Fakat kazın ayağı öyle değilmiş. Meğer bağırsaklarımızda yaşayan ve sayıları biz insanoğlunun hücrelerinin sayısından bile fazla olan üstelikte üç beş çeşit değil yaklaşık bin küsür farklı mikroorganizma türü, bizim davranışlarımız, yeme alışkanlıklarımız, ruh halimiz hatta abartmıyorum eş seçimlerimize kadar karışıyormuş. Evet yanlış okumadınız. İçimizde yaşayan ve mikrop deyip geçmeyelim-bizlere yüzde doksan beşi fayda sağlar.- bu canlılar her hareketinizi yönlendiriyor olabilir. Hatta bu satırları yazarken, ne yazacağıma onlar karar veriyor olabilir ve sizlerin bu incelemeyi okumanıza karar vermenizde de keza katkıları olmuş olabilir. Birçok deneysel çalışmadan örnekler sunarak bizlere kısaca "Millet, ne yerseniz osunuz!" diyor. Bilim insanları beyini etkileyen ve davranışsal, fiziksel, ruhsal pek çok problemi beraberinde getiren onlarca hastalığın kaynağını beyinde aradılar. Ya bulamadıkları cevaplar aslında bağısağımızdaysa? Büyük ölçüde heyecan verici buldum bu kitabı. Çünkü ezberlediklerimiz, öyledir deyip geçtiklerimizi ters yüz eder nitelikte bilgilerle dolu. Anlatımı o kadar sade ve anlaşılır
Beyinde Ararken Bağırsakta BuldumSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 20178,6bin okunma
Puan vermedi·112 syf.·
2019 27. kitabı
Birbirinden farklı dört nefes kesen bölümden oluşuyor "Morgue Sokağı Cinayeti". Kendi adıma korkuyu ve gerilimi gerçekten hissettiğimi söyleyebilirim. Edgar A. Poe 'yi zaten çok yakın bir geçmişte keşfettim ve hayranı oldum diyebilirim. Betimlemeleri nefes kesici. Gerçekten orda o cinayete tanıklık ediyormuşsunuz gibi. Ya da anlattığı hikayelerde ana karakterin o şaşkınlığı, umudu, kokuyu, çaresizliği, zaferi siz yaşıyorsunuz gibi geliyor. Çoğu satırda ağzınız kendiliğinden şaşkınca açılabilir hatta duraklayıp derin bir nefes alıp kalp atışlarınızın ne ara bu kadar sıklaştığını anlamaya çalıştıktan sonra tekrar kitaba gömülebilirsiniz. Bunları ustaca kurgulamak ve akıllara durgunluk veren bir soğukkanlılıkla yazmak bile başlı başına bir şaşkınlık vesilesi. Polisiye, gerilim tarzı romanlar, öyküler hep hoşuma gitmiştir zaten. Poe de bu alanda kesinlikle okunmalıdır. Son olarak kendisinin en sevdiğim sözlerinden birini buraya bırakmak istiyorum: "Bir düşün içinde bir düş mü bütün gördüğümüz ve göründüğümüz?" Kitapla kalın...
Morgue Sokağı CinayetiEdgar Allan Poe · Notos Kitap · 201919,3bin okunma