Merve Cengiz

Merve Cengiz
@Mervee_e
"Instagram : raftakiikitap"
Paramedik
141 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap

Merve Cengiz

, bir kitap okudu
Puan vermedi·160 syf.·
2023 11. kitabı
Sabahattin Ali
8.8/10 · 375,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi·128 syf.··
2023 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2023 10:08
“Daha iyisini bulursan beni unut, Benden kötüsü çıkarsa hatırla beni…” İnsanlara en güçlü duygunun ne olduğu sorulsa verilecek cevaplar arasında ilk dördünü tahmin edebiliyorum: aşk, sevgi, nefret ve öfke. Öyle duygulardır ki karşısında ne olursa olsun yıkmaya hazır hisseder insan kendisini. Yüzbaşının Kızı, vatanseverlik, şeref, onur, sadakat, aşk gibi evrensel değerleri konu alır. Genç subay Pyotr Andreyiç Orenburga görevlendirildiğinde burada kale komutanının kızı Masha ya aşık olur. Bu arada Orenburg yakınlarında Kazakların isyan haberleri de gelmektedir. Bir yanda onur, görev, sadakat, diğer yanda aşkı… Seçim yapmak zorundadır Andreyiç. Puşkin'in kitabın sonunda belirttiği üzere bu hikaye yaşanmış bir olaydan alınmış. Tavsiye kısmına gelirsek herkesin okuyup seveceği bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Betimlemeler yoğun, gözümüz de canlandırmak kolay. Dikkat dağılınca konudan kopabileceğiniz bir kitap sakin kafayla okumakta fayda var. 170 sayfa olsa da öyle bir günde bitip akıp gidecek bir kitap değil. Sayfalar betimlemelerle yeterince doyuruyor. Tarih kokan kitapları seviyorsanız tavsiye ederim. Keyifli okumalar şimdiden.
Yüzbaşının KızıAleksandr Puşkin · Yapı Kredi Yayınları · 202536,8bin okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2023 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2023 19:40
1922 yılında yayımlanan, dönemin toplumsal ve ekonomik koşullarına ışık tutan "Elizabeth Von Arnim" takma ismiyle Mary Annette Beauchamp tarafından yazılan, muhteşem tasvir ve betimlemelerle süslü bu sıcacık eser okunmaya değer. Kadın erkek ilişkilerini sorgulayan, kalbinizde iz bırakacak derinlikli bir serüven... yazar dönemim toplumsal ve ekonomik koşullarına olan bakış açısını 4 farklı kadın üzerinden okura aktarıyor. Yaş, bakış açısı, medeni ve sosyo-ekonomik durumları birbirinden farklı 4 kadın, bir ay boyunca Akdeniz kıyılarında bulunan ortaçağdan kalma bir şatoda tatil yapacaklardır. İlanı ilk görenler Bayan Wilkins ve Bayan Arbuthnot dönemin şartları düşünüldüğünde büyük bir cesaret göstererek evi kiralarlar. Kirayıda Leydi Caroline ve Bayan Fisher ile bölüşeceklerdir. Kitap ilk başta hayatlarının monotonluğundan ve sıkıntılarından uzaklaşıp kafa dinlemeye giden kadınlar üzerinden evlilikleri, hayatı sorgulamalarıyla oldukça heyecanlı başladı. Bayan Fisher yaşı ve yetiştiriliş tarzıyla eleştirel bir yaklaşım gösterse de kitabı okurken aslında bir kadın olarak belli bir kalıba sokulduğunu görüyoruz. Eşler arasındaki iletişimsizlik, değer kaybı başta olmak üzere kadınların toplum ve evlilikteki yerini bir kez daha gözlemleme şansımız oluyor. Ancak gelişme ve sonuç kısmı beni pek tatmin etmedi. Güzel bir konu ve alt metinle ilerlerken sonuç kısmının özellikle hızlı bir tempoda birleştirip bitirildiğini düşünüyorum. Takıldığım tek nokta o kadar güzel bir yere monotonluklardan kaçıp kafa dinlemeye gidip de sürekli birbirleriyle uğraşıp gereksiz kurallara takılıp iki gün demeden eşlerini oraya davet etmeleri. Mor salkımların solduğunu bile fark etmediler. Kaçmaya çalıştıkları dertleriyle uğraşmaktan. Tavsiye kısmına gelirsek okumanızı öneririm tabiki. Çok
Büyülü NisanElizabeth Von Arnim · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021968 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2023 5. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2023 11:38
Zülfü Livaneli'nin Serenad eserini okumuş olanlara Struma ismi yabancı gelmeyecektir.. kelimelerle anlatılamayacak boyutta bir felaket yaşanmış yıllar önce. Sonu gelmeyen yazışmalar, sonuca ulaşamayan girişimler sonucu ölüme sefalete açlığa mahkum edilmiş yüzlerce insanın verdiği yaşam mücadelesi... ve içlerinde hayatta kalan tek kişi olan David Stoliar'ın öyküsü anlatılıyor bu kitapta. Struma insanlığın ve tarihin en büyük ayıp ve günahlarından biri bana göre. Tam 769 Yahudi göçmen, 1941 yılının Aralık ayında Faşist Romanya’dan son bir umutla yola çıkmışlardı. Struma adlı dökülen bir gemiyle İstanbul’da karaya çıkacaklar, oradan Filistin’e gideceklerdi. Köstence’den demir alan hurda gemi, yolda bozula bozula İstanbul Limanı’na ulaştı. Ne var ki beklemedikleri bir hayal kırıklığı karşıladı yolcuları. Bir yandan İngilizler’in baskısı, diğer yandan Nazi Almanyası’nın tehditleri… Türk yetkililerden karaya çıkma izni çıkmadı, çıkamadı.Dahası, geminin motoru söküldü… Çapası kesildi. Yolcular, pislik içinde, mikroplarla boğuştular… Susuz ve aç bilaç Sarayburnu açıklarında bekletildiler. Sonunda Alemdar adlı bir römorkör Struma’yı halatla Karadeniz’e Şile önlerine çekti. Fazla tolerans göstermedi Azrail… Shch-213 diye bilinen bir Sovyet denizaltısı olarak geldi Karadeniz’in soğuk sularına. 24 Şubat 1942… Sabaha karşı daha güneş doğmadan, Sovyet denizaltısının torpilleri hedefe odaklandı. Gemi paramparça oldu. Tam 18 yaşındaydı David… Canı gibi sevdiği nişanlısı ise 17 üstelik hamile… O kadar üzücü bir olay ki söylenecek bişey bulamıyor insan. Kesinlikle okuyun, okutun.
StrumaAaron Nommaz · Destek Yayınları · 2019843 okunma