İnsanı insan kılan biraz da yaşama umududur. En kötü zamanlarda, en kötü hallerinde bile yaşama dönük o umut her zaman vardır ve etkisini en kötü hallerde bile sürdürür..
Dostoyevski içindeki kötücül duyguları, örneğin öldürme isteğini Raskolnikof karakterine yükleyerek ruhunu teskin etmeyi denemiştir. Tolstoy, Anna Karenina'yı trenin önüne atarak uzun soluklu metnin içinde ruhsal rahatlama gerçekleştirir. Goethe, Werther'ini intihar ettirerek kendi intihar düşüncelerinden kurtulur..
Farklı farklı metinlere karşı susuzluk biraz da "kendini dışarıdan görmek istemek"ten kaynaklanmaktadır. Dünyayı değiştirmek, elinde olsun ya da olmasın, okunan metinlerle kendi içinde devrimler gerçekleştirmek, en başta kendini değiştirmek okuma ediminin vazgeçilmez fikridir..
Domin, gerçekliğin güzelleştirilmesine karşı zamane insanlarının alerjisi olduğunu dillendirir. Ancak kendini bu çağın tüketim ürünü, tüketim nesnesi haline getirmeyenler, ruhunu vahşi kapitalizmin aparatlarına satmayanlar güzel edebiyatın da bilincine varırlar..