Dünya olaylarına karşı kapıları kapanmış ve etrafından geçen asırın etkisine mani olmak üzere büyük duvarlar çekilmiş bir evde büyüdüğü için hayat gerçeklerinin hiçbirine vâkıf değildi.
Gönlümü dûçar eden bu hâle hep
Kara kaşlım kara gözlümdür sebep
Ettiğim âh u figâna rûz u şeb
Kara kaşlım kara gözlümdür sebep
Kara kaşlardan, kara gözlerden feryat figan eden bu adam ak saçlı, ak sakallı bir ihtiyardı. O dakikada benim büyük Sadi'min:
Ey sîm-ten siyah-gîsû (Ey gümüş tenli, siyah saçlı,)
Ez fikr serem sepîd kerdi ( Düşüncenden saçlarım ağardı)
âşıkane beytini hatırladım.
Şu yalnızlık dokunaklı değil mi? Otuz üç seneden sonra her yerde, her şeye karşı yalnız! Bu engin denize, bu uzak ufuklara karşı yapayalnız! Hatta sema bile o lacivert gözleriyle kendisine şefkat ve merhametle bakıyordu.