Gördüğü bu yakınlık, bu gönül okşayıcı tebessüm,o mahzun yaratılışına ne kadar da dokunmuştu. O hassas gönlü, o sevdalı ruhu gençliğin bu ilk şanlı zaferini ne kadar neşe ve gururla alkışlamıştı.
Bazen uğradığı tahammül edilmez zorluklara karşı yarasından kanlar damlarken yine de kendisini ayakta durmaya zorlayan bir asker gibi, kuvvet ve cesareti yavaş yavaş kendisinden ayrıldığı halde yiğitçe dayanmaya devam eder ve o mağrur kararlılığından bir şey kaybetmezdi.
"Rutubetli bir gündü. Rüzgâr esti, yağmur yağdı. Sis çevreyi sardığı için burnumuzun ucunu bile göremedik. Ama bir de şimdi bakın. Sis dağıldı. Hava açtı. Gökte yıldızlar pırıl pırıl parlıyor... Hayat da böyledir, madam."