Pastanın hayatı güzelleştiren bir şey olduğu kanısındaydı. Pastanın kendisini değil, hayatta böyle bir şeyin var olmasını seviyordu. Pastanın vaat ettiği dünyaya erişilmezdi. Mutluluk gerekiyordu pasta yemek, iyi şeyler, hoş duygular, en azından sebep ya da insan.

Yaşanan her şey zamanla soluyordu. Öyle bir soluyordu ki belli belirsiz bir iz bırakıyordu arkasında.İnsan bu ize bakıyor ama yaşandığından emin olamıyordu.