Derin bir nefes verdim "Özür dilerim, Daniel. Charlie beni çok şaşırttı, annem için de endişeleniyorum, ayrca babamın evinde kalıyorum, kız kardeşlerim de orada, gerilim çok yüksek, bir de Giselle var."
"Giselle mi?"
"Babamın nişanlısı," diye açıkladım. "Eskiden arkadaştık. Onları ben tanıştırdım."
"Anne babanın evliliği bu yüzden mi bitti?" diye sordu
Evet anlamında başımı salladım. "Ah. Demek annen bu yüzden savaş baltalarını çıkarttı. Mesele kendisi değil, sensin."
"Ne?" diye sordum.
"Sana da ihanet edildi."
Tanrım, iyi hissettirmişti. Kayda alınmak. Sanki birisi sakinleştirici yağ ile bütün vücuduma masaj yapıyordu. Kocaman bir kucaklama kadar iyi hissetmiştim. Babam ile Giselle konusunu açtığımda Charlie'nin cevabı babamı kendime yakın tutmak için bunu bahane ettiğim ve aşmam gerektiğiydi.
İtiraf etmem gerekirse onu yemeğe çıkardığım gün aklımdan onu öpmek geçiyor. Yapmıyorum. Bu canımı acıtıyor yine de yapamıyorum. O herifi anlattıkça hayalimde kendisini yüzünü kan içinde bırakana kadar dövdüğümü düşünüyorum. Daha çok solla yükleniyorum, bir tekme darbesiyle önümde diz çökmesini sağlıyorum. Seni dangalak herif! Gayet sakinim endişeye mahal vermeyin.
Şiir arkasını dönüp saçlarını örmem için beklediğinde yapacağımı bilemiyorum. Bu kız hayatımda gördüği en inatçı şey kesinlikle. Onu daha önce hiç saç örmediğime ve bu işe dair ufacık bir fikrim olmadığına ikna edemiyorum. Yne de saçlarıyla oynamanın hoşuma gittiğini itiraf etmek durumundayım. Örgüden tamamen alakasız dokunuşlarla saçların karışmasına, onun elime vurmasına, ara sıra kıkırdamasına sebep oluyorum. Ateş Dağhan bu durumun içinde yer alacak ve bu ona dünyanın en normal anlarından biri gibi gelecek bir adam mydı zannetmiyorum. Ama içimdeki tüm Ateş'ler hep bir ağızdan bu in ismini bağırırken başka türlü davranmak aklımın ucundan geçmiyor.
... İyilerin iyi tohumları, kötülerin kötü tohumları vardı. Ama tohumları kolayca göremezsiniz. İçlerinden biri uyanma hevesine kapılana kadar toprağın derinliklerinde öylece uyurlar. Günü gelince küçük tohum gerinir ve güneşe doğru ürkek, sevimli bir filiz sürer. Bir gül fidanının ya da bir turpun filizi söz konusuysa istediği gibi gelişip serpilmesine karışmasak da olur. Ama kötü bir bitkiyse görür görmez kökünden söküp atmalıyız onu. ...