Selam dostlar!
Bugün sonunda sizinle, biter bitmez sıcağı sıcağına paylaşmak istediğim o özel kitabı konuşalım istiyorum: Asude Bahçe.
Hatırlarsanız daha önce Huşu Ağacı’nı okumuş ve o hikayenin naifliğine bayılmıştım. Bu kitap onun devamı olduğu için hikayeye kaldığı yerden devam etmek, tanıdık karakterlerin dünyasına yeniden girmek ruhuma o kadar iyi geldi ki... Sindire sindire, her cümlesinin altını çize çize okuduğum, uzun soluklu bir yolculuk oldu benim için.
Aslında bir psikolojik roman ama okurken adeta bir “ruh şifası” gibi hissettiriyor. İlk kitapta kurulan o dünyayı bu kitapta çok daha derin ve manevi bir boyutta buluyorsunuz.
Peki bu kez neler oluyor?
Yine Zeynep’in dünyasındayız ama bu defa çok daha büyük hayat sınavları, annelik sancıları ve eşi Ömer ile olan o sarsılmaz ama imtihanlarla sınanan bağları ön planda. Özellikle çocukları Yusuf üzerinden yaşadıkları o hassas süreçleri okurken kalbimin sızladığı yerler çok oldu. Kitap aslında bize şunu fısıldıyor: Acının içinden geçerken nasıl dik durulur, o “dayanamıyorum” denilen anlar nasıl bir teslimiyete evrilir?
Görsellerde paylaştığım sayfalara bakar mısınız; Osho’dan Nietzsche’ye, Hz. Muhammed’den (sav) İsmet Özel’e kadar öyle nokta atışı atıflar var ki... “Mide beyinden akıllıdır çünkü mide kusmayı bilir, beyin her pisliği yutar” cümlesi mesela, beni dakikalarca düşündürdü.
Zeynep’in içsel hesaplaşmaları ve Ömer’in ona olan desteği, aslında hepimizin hayatından birer parça taşıyor. Eğer ruhunuzu dinlendirecek, size ayna tutacak ve bittiğinde “iyi ki okumuşum” dedirtecek bir seri arıyorsanız, Huşu Ağacı’ndan başlayıp bu bahçeye mutlaka uğrayın derim. Ben şimdi hikayeyi tamamlamak için sabırsızlanarak serinin bir sonraki kitabına geçiyorum!
Aranızda bu seriye başlayanlar var mı? Ya da “ilk fırsatta