Selamlar! Bugün kapağını kapattığımda beni derin bir sessizliğe davet eden, ruhumu dinlendiren o özel kitapla geldim: Huşu Ağacı.
Bu kitabı neden sindire sindire, bu kadar uzun sürede okuduğumu bitirince daha iyi anladım. Bazı hikayeler sadece okunmak için değil, Zeynep’le birlikte o yolu yürümek içinmiş.
Peki, ne anlatıyor bu kitap?
Aslında merkezinde Zeynep var. Zeynep; Ömer ve Mert ile yaşadığı hayal kırıklıklarını, o hepimizin bildiği “kalp ağrısını” geride bırakıp, kendi içindeki “Huşu Ağacı”nı büyütmeye çalışan bir kadın. Kitap, bir aşk acısından ziyade, insanın düştüğü yerden kalkma, hatalarıyla barışma ve Yaradan’ın sevgisinde teselli bulma yolculuğunu anlatıyor.
Karakterler o kadar gerçek ki... Zeynep’in dert ortağı Aylin, ona ayna tutan bilge Vera ve o huzurlu restoranda insana hayat enerjisi veren Sıtkı Baba ile Rabia Teyze... Hepsi sanki benim de hayatımdaymış gibi hissettirdi.
Okurken altını çizdiğim şu satır aslında her şeyi özetliyor: “Bir insan kaç kez aynı damdan düşer ve kaç kez her defasında o damın korkuluksuz kenarlarında yürümeye cüret eder?” Zeynep bu cüreti gösterirken size de o gücü aşılıyor. Özellikle “hayal kurmanın insana bahşedilmiş en büyük nimet olduğunu” hatırlatması, yorgun ruhuma ilaç gibi geldi.
Eğer şu sıralar;
• Ruhunuzun biraz şifaya ihtiyacı varsa,
• İkili ilişkilerdeki o düğümleri çözemiyorsanız,
• Ya da sadece samimi ve maneviyatı yüksek bir hikayeye sığınmak istiyorsanız, bu yolculuğa mutlaka çıkın derim.
Benim için uzun soluklu ve çok kıymetli bir okuma oldu. Şimdi hiç ara vermeden serinin ikinci kitabına geçiyorum; Zeynep’in bu yeni halini ve yolunun nereye varacağını çok merak ediyorum.
Sizin de böyle “okurken iyileştim” dediğiniz kitaplar var mı? Yorumlarda buluşalım, belki birilerine şifa oluruz...
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖