Bizi yatağımızdan kaldıran sorumluluklarımız, “ mecburiyetimiz “olduğunda bugün de uyanabilmenin, hayata dahil olmanın, iyilik ve güzellikler için bir fırsat daha bulmanın teşekkürünün yerini, şikayet ve huzursuzluk alır. Oysa her yeni gün, taze bir irade ile yatağın ve uykunun esaretinden kurtulup günün ilk ışıklarıyla hayata başlama vaktidir. 
Selam!
Sonunda, günlerdir herkesin elinde gördüğüm, sosyal medyayı sallayan o kitabı bitirdim: R. F. Kuang’dan Sarı Yüz! Eğer siz de benim gibi “Bu kitabı neden herkes konuşuyor?” diye merak ediyorsanız, size hemen söyleyeyim: Hakkındaki tüm vızıltıyı sonuna kadar hak ediyor!
Bu kitap sadece bir hikaye değil, resmen günümüz dünyasının aynası. Ana karakterimiz June, arkadaşı Athena’nın ölümünden sonra onun taslağını çalıyor ve kendi adıyla yayınlıyor. Hikaye buradan sonra tam bir rollercoaster! Kitap; yazarlık dünyasının acımasızlığını, ırk ve kimlik hırsızlığı gibi hassas konuları o kadar sivri bir dille ele alıyor ki, okurken “Vay be” demekten kendinizi alamıyorsunuz.
Bu, öyle bir oturuşta “bir bölüm daha, bir bölüm daha” dedirten, ama aynı zamanda okumayı bitirince üstüne saatlerce düşündüğünüz türden bir kitap. Eğer hem sürükleyici bir gerilim/kurgu arıyorsanız hem de sosyal medyanın ve kültürün dinamiklerini eleştiren zekice bir metin okumak istiyorsanız, koşun alın! Cidden, ‘21. yüzyılın en önemli kitaplarından biri’ etiketi boşuna yapışmamış.
Siz okudunuz mu?
Yorumlarda spoilersiz ilk tepkilerinizi merak ediyorum!
#SarıYüz #RFKuang #KitapÖnerisi #ÇokSatanlar #HerkesinOkuduğuKitap #İthakiYayınları #kitap #kitapalıntıları #kitapönerisi #kitapyorumu #books #bookstagrammer
Herkese selam!
Elimde son zamanlarda beni en çok etkileyen kitaplardan biri var: Matsuo Başo’dan “Kuzeye Giden İnce Yol”. Dün gece bitirdim ve o dinginliği hemen sizinle paylaşmak istedim.
Bu bir roman değil; 17. yüzyılın efsanevi Haiku ustası Başo’nun hem bir seyahatnamesi hem de şiir defteri. Kitap, yazarın Honşu’nun kuzeyine, yani “hiç gitmediği” yerlere yaptığı uzun ve meşakkatli yolculuğun notlarından oluşuyor. Amacı, maddi dünyadan uzaklaşıp ruhani bir arayışa çıkmak.
Kitabın türü Haibun; yani düzyazı anlatıların arasına anlık duyguları ve gözlemleri damıtan Haiku şiirlerinin serpiştirilmesi. Başo, doğayı ve manzaraları sade ama büyüleyici bir dille anlatırken, her durakta yazdığı o üç dizelik şiirlerle okuyucuyu adeta bir meditasyon anına davet ediyor.
Eğer şiirsel bir gezi notu okumak, Japon edebiyatının dinginliğine dalmak ve ruhunuzu dinlendirecek incelikli bir eser keşfetmek isterseniz, bu kitaba mutlaka bir şans verin derim. Emin olun, bu “İnce Yol” sizi sadece coğrafi olarak değil, ruhsal olarak da bambaşka yerlere götürecek.
Siz okudunuz mu? Yorumlarda buluşalım!