İnanç hâla bana eskiden olduğu kadar akıl dışı geliyordu; ama sadece inancın insanlığın varoluş sorusuna cevap verdiğini ve bunun sonucu olarak da yaşamayı mümkün kıldığını kabul etmekten başka çarem de yoktu. Akla dayalı bilgi, beni yaşamın anlamsız olduğunu kabul etme noktasına getirmişti.