Eğer Fâtih, "Ben" de kalmış bir hükümdar ol. saydı, bugün onu da yeryüzünün şöhret sahibi sıra adamları arasında görecektik. Halbuki Ak Şemseddin'in şahsında ifâdelenmiş ve vücut bulmuş tasavvuf ahlâkı, onun nesi var nesi yoksa yıkmış, sonra da aynı malzemeyi kullanmak sûretiyle bu harâbenin yeri-ne bir eşsiz mâmûre kurmuştur.
Fâtih için tasavvuf ne idi? Din duygusunun, ahlâk ölçüsünün, sanat ihtizâzının, zihnin tecessüs ettiği evvelî illetin bir sentezi ve dünya planına yükselişi ve hayatın bütününe sirâyet eden, bütününde yaşanır bir felsefe oluşu idi.