Nurhan hep alacaklı olanlardandı. Arkadaşlarından, ailesinden, sevgililerinden, bütün dünyadan hep bir alacağı vardı. Ne yapılırsa yapılsın, ne verilirse verilsin kapatılmayan bir borç yükü altında eziyordu bütün dünyayı. Asla kapatılamayan bir açık. Varlığa ne büyük bir kıyak yapmıştı da bu kadar borçlu çıkarmıştı bilinmez. O her zaman ve her durumda saf alacaklıydı. Yine birilerinin önüne alacaklılarının listesini serdiği günlerden birinde Zeliha 'kesin sınıf birincisiydi bu ' diye düşünmüştü, tek çocuk, assolist.
Gibi olan hiçbir şeye tahammülüm yok benim, teslimiyet gibi görünen tanrı kompleksine, inanç gibi görünen histeriye, kentli gibi görünen kasabalığa, yarım olan hiçbir şeye. Çünkü bir şeyin yarımı tamamından ya da hiç olmamasından her zaman daha fena ve tehlikeli. Yarım adalet, yarı cahiliye ve sair.