Değişebileceğini bilmesine rağmen değişmeye direnir. Başkalarından ilgi, sevgi, kabul, onay alamayacağına ikna olmuştur. Bunun hıncını yine başkalarından alabilmek için onlarda öfke, nefret ve tiksinti duyguları yaratmak üzere etkileşime girer. Bu onun yüce protestosu ve kahraman olma şeklidir.
Narsist birey genellikle davranışa özgü akut utanç duygusu yaşamaz yani yaptığından utanmaz. Ve fakat topyekün benliğinden, kişiliğinden, varlığından utanır. Özünde "kendi olamayışın" utancıdır bu. Yüzü olmayan birinin aynada yüzsüzlüğüyle karşılaşması gibi zor, ürkütücü, dehşet verici bir deneyimdir.
Çağımızda öz güvenin çarpık tanımlarından biri de; dış etkenlerden, başkalarının tutumlarından etkilenmemek, bu sayede her şeyin merkezinde, kontrolünde ve üzerinde olmaktır. Bu tanımla aklı karıştırılmış, yanıltılmış birey, narsist bireyin duygu donuk ve ötekinden kopuk oluşunu havalı ve öz güvenli bir oluş zanneder.
Karizmanın sözlük anlamı: “başkalarında bağlılık ve adanma isteği doğuracak denli güçlü bir çekicilik”tir. Her şeyden önce, sağlıklı yetişkin başkalarında böyle bir etki uyandırmaya çalışan birinden değil, kendi gibi olan, otantik, spontan, zeki, yaratıcı bireyden etkilenir. Henüz tanımadığı, yakınlık kurmadığı, henüz sevmediği birine bağlılık ve adanmışlık hissetmek şüphe duyulması gereken bir durumdur. Karizma, kendi gücüne, iradesine, baş edebilirliğine güvenmeyen çocuk kalmış birey için çekicidir.