Başaramasan bile seni mutsuz eden ne kalır geriye? Sonuçta çabaladın, yola çıktın, mücadeleye girdin ve elde etmek istediğin her neyse onun için çalıştın. Güven kendine...
Herkesin bir bildiği, bir düşündüğü vardı. Lakin hangisi doğruydu? Hangisi yanlış? Hangisi gerçekliğe uygundu? Hangisinin yanılsamalardan ve düşten öte hükmü yoktu? Söylenmeden, gerçekliğin tülden ince kılıçtan keskin duvarına çarpıp dağıldığını görmeden kim bilebilirdi? Yanılsamalarla, saplantılı ve tartışılmaz kabullerle beslenen düşler, düşünceler, bilgiler galebe çalarken, gerçekliğin hakikatinin hükmü neydi ki…