Kitap oldukça akıcıydı, bilim dünyasına sunduğu eleştirileri dikkatle okudum
Kitapta altını çizdiğim bir bölümde Charlie kendini ‘istisnai’ olarak tanımlıyor,
Charlie zeka spektrumunun iki ucunu da deneyimleyor:
* Ameliyattan önce saf, iyi niyetli ama zihinsel engeli nedeniyle küçümsenen biriydi.
* Ameliyattan sonra olağanüstü bir zekâya ulaştı ama bu sefer de yalnızlık, yabancılaşma ve duygusal boşlukla yüzleşti
Biliyor ki çok az kişi hem cehaletin saflığını hem de bilginin yükünü bu kadar çıplak şekilde yaşamıştır.
Charlie, zekâ kazandıkça mutluluğunu kaybediyor. Şu soru akıllara gelebilir: Sizce bilgi arttıkça mutluluğun azalması kaçınılmaz mı?
Toplum, Charlie’yi düşük zekâlıyken küçümsüyor, üstün zekâlıyken ise korkuyor ve uzaklaşıyor. Toplumun gerçek sorunu Charlie’nin zekâ seviyesi mi, yoksa farklı olana karşı hoşgörüsüzlüğü mü?
Daha çok bildikçe aslında bildiklerinin ne kadar az olduğunu daha çok anlıyor.
Çocukluk travmaları (annesinin onu reddetmesi, sevgisizlik) zekâ artsa da çözülmüyor; o yaralar hâlâ çok derin. Deneye seçilmesini sağlayan şey onun ilerlemek için gösterdiği gayret ve yüksek motivasyonuydu. Diğerlerinden neden farklı olduğunu zeki olma motivasyonunun nereden geldiğini anlıyor o annesinin sevgisini kazanmaya çalışan yaralı bir çocuk aslında. Kitabı okurken ailesinin sevgisini alamayan acı çeken çocuklara sarılmak istedim. Oldukça etkileyici bir kitaptı.