Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Öyle olaylarla karşılaşır ki insan, bütün bildiklerini unutuverir ya da bildiklerini yerine getirdiğini sanarak büyük kırılmalar ve ters yüz olmalar yaşar. Bu çetin imtihanları geçmek zordur. Hem de çok zor..
Bizanslılar bir elçi gönderip Hazret-i Ömer'in (Radıyallahu anh) nasıl bir insan olduğunu ve ahlâkını öğrenmek istediler. Elçi Medineye gelince «kralınız nerededir?» dedi «Bizde kral yok, Emir [Halife] vardır», dediler. Elçi şehrin kapısından dışarı çıkınca Hz. Ömer'i (radıyallahu anh) gördü. Güneşte yatmış, kamçıyı başının altına koymuş ve alnından ter akıyordu. O kadar ki, yer ıslanmıştı. Bu hâl elçinin kalbine büyük bir te'sir bıraktı. Kendi kendine «Bütün cihanın melikleri, kralları heyetinden titrediği zâtın bu hâli, beni şaşırtıyor. Âdil olursan böyle emin uyursun. Bizim krallarımız zulüm ediyorlar. Onun için de dâima korkuyorlar sizin dininizin hak din olduğuna şahidim. Eğer elçi olarak gelmeseydim, derhal Müslüman olurdum. Şimdi de gidip geleceğim ve Müslüman olacağım». diye düşündü
Hazret-i Muaviye, Hazret-i Aişe'ye (Radıyallahu anhuma) mektup yazıp, nasihat istedi. Hz. Aişe (r.a) şöyle yazdı: Resûlullah'dan (Aleyhissalâtu vesselâm) duydum ki:
« İnsanların rızasını değil, Allahu Teâlâ'nın rızasını arayandan Allah razı olur. İnsanları da ondan razı eder. İnsanların rızasını arayandan, Allahu Teâlâ razı olmaz ve insanları da ondan razı etmez»