Bu çağın, belki de tüm çağların, 'sorgulanmaz'larından biri de, 'güncellik' olsa gerek. Aslında, bugün kullanılan anlamıyla müthiş bir akılsızlık belgeselidir 'güncel'lik. Ertesi gün çürüyecek, üç gün sonra bozulup elde kalacak bir malı depolayan bir tüccar, ne kadar 'akıllı' ve de 'tüccar' olabilir ki?
Mesnevi-i Nûriye müellifi, "Küre-i arzı bir köy şekline sokan şu medeniyet-i sefihe ile gaflet perdesi pek kalınlaşmamıştır. Tadili, büyük bir himmete muhtaçtır" diyor 'i' lem'leri arasında. Ekliyor da: "Ve keza, beşeriyet ruhundan dünyaya nazır pek çok menfezeler açılmıştır. Bunların kapatılması, ancak Allah'ın lütfuna mazhar olanlara müyesser olur."
Zatürrika Seferi esnasında idi.
Ashabtan Ulbe b. Zeyd, üç adet devekuşu yumurtası bulup getirdi.
Resûli Ekrem ﷺ
"Ey Cabir!.. Bunları, al pişir."diye emretti. Hz. Cabir, yumurtaları bir çanak içinde pişirip getirdi.
Peygamber Efendimizle mücâhidler, o üç yumurtadan doyuncaya kadar yedikleri hâlde, yumurtaların çanakta olduğu gibi durduğunu gördüler.
ibni Hişam, Sîre, c. 3, s. 199