Sen hiç mektebe,medreseye gitme,hiçbir hocanın önüne oturma; fakat ömrünü ilimle, edebiyatla geçirmiş, o yolda tüketmiş insanlar, senin ağzına baksın! Bu ancak bir peygamberin işi olabilir.
Türk dilinin, onu zenginleştiren eski yerleşmiş kelimelerin atılıp yerine,geçmişi olmayan,sığ,basit kelimeler konularak fakirleşmesi neticesinde, birgün gelip ilim dili olmaktan çıkarak, yerini İngilizceye bırakacağını, daha 1940’lı yıllarda söylemiş olması da çok mühim bir tespittir.