Benzer durum Çin'de de yaşandı. Mal kültürel bir devrimle seküler bir konfüçyüzmi ( neo konfüçyüzmi ) uygulamak istedi fakat başarılı olamadı. Çünkü çok güçlü ve oturmuş bir medeniyetleri vardı. Halk havza şeklinde medeniyetlerini devam ettirmiştir. Kendi medeniyetlerinin disiplini ile kapitalizmin ekonomik artılarını birleştirerek dünya ekonomisinde ciddi şekilde küresel bir özne oluşturdu.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kültür politikasında devrim olmas bayım
Hangtinton'un kültürler savaşı teorisine göre Batı medeniyeti üstün ırk, diğerleri ise değişip batıya benzemesi gereken ötekiler olarak kabul edilir. Beyaz anglo sakson Protestan ( WASP ) ırk özne olmuş, dünya da özne olmayı terk edip nesne olmuştur. Aynı durum ülkemiz için de geçerlidir. Cumhuriyetin başında Kendi kültürel benliğini bırakan Türk milleti özne olmaktan vazgeçerek batıya nesne olan ve onu taklit eden kültürler haline geldi. Devletin resmi ideolojisi, "Batı kültürüne benzemek modernliktir; benzememek gericiliktir" tarzında sunuldu. Tarihsel egosunu batıya teslim eden, kendi iddiası olmayan, sadece batıyı taklit eden bir kimlik oluşmuş. Fakat bu kimlik halkla doku uyuşmazlığı yaşadığı için toplum kabul etmemiştir. Ama bunun sonucunda da kendi eski kültürünü koruyamamış, batılı da olamamıştır. Anadolu'da mevcut kültürün yasaklanması, batı kültürünün yayılma çalışması fakat bunun kabul edilmemesi sonucunda arabesk kültür ortaya çıkmıştır. Osmanlı döneminde olmadığı kadar halk, Arap müziğini dinlemeye başladı. Bir tarafı Doğu diğer tarafı Batı olan karışık bir kimlik ortaya çıktı. Bu durum kültür politikalarında devrim olmayacağını gösterdi.
Son sayfasına kadar altı çizilecek satırlar bulabildik diyebiliriz fakat tavsiye edebileceğim kitap değil ve bence, aşk romanları kurgu olmamalı ayrıca şunu da belirtmek isterim ki benim için bitirmek için okunan bi kitaptı kendileri. Teşekkürler Tazeoğlu.