vera

Hayatın bıktırıcı sahteliği, kullanım değerlerinin gerçek değerleri altüst edip, yerlerini almasından ileri geliyordu.
Sayfa 101 - Yediveren·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bugünümü geçmişimle bitirmemeyi öğrendim
Sayfa 101 - Yediveren·Kitabı okudu
Anıların, geride bıraktığımız ama dokunmadığımız, hatırlayabildiğimiz ama değiştirmediğimiz
Sayfa 100 - Yediveren·Kitabı okudu
Defalarca fedakarca defalarca okudum*
İslâm, Batı’nın zihin kalıplarına göre anlaşılamaz. Kendisinin dışındaki yorumlarla kendisine yaklaşılmasına müsaade etmez, ancak kendisiyle kaimdir ve ancak Müslüman olan için anlaşılabilir hâldedir. Bu o kadar böyledir ki, İslâm’ı bilmek bakımından bir müsteşrik bile, onu bütün boyutlarıyla kavrama bakımından herhangi bir Müslümanla kıyaslanamaz. Çünkü İslâm, kendi hakkında mücerret bir bilgilenmeyle anlaşılmış olmaz. Bundan önce ve bunun ötesinde ona teslim olma olayı vardır. Müsteşrikin faaliyeti, bu derunî katılma olayı olmaksızın sadece bilgilenme niteliğinde kalır. Sırf bu tür bir bilgilenme insanı Müslüman yapmaya yetmez. Şimdi, çağımız Müslümanlarına, İslâm’a Müslümanca bakış yerine bir müsteşrikin profan bakışı yerleşmektedir. Böyle olduğu için de İslam'ı kendi hakikati içinde kavrama noktasında aynı yetersizlikle, aynı maluliyetle karşılaşılmaktadır.
İz yayıncılık
Humanite ve hümanizm
Hümanizm ile humanite kavramları farklı manaları içerir, bu sebepten dolayı ikisini ayırt etmek gerekir. Hümanizm 19. yüzyılın ikinci yarısı ile 20. yüzyılda yeryüzü dini olarak "insanı tanrıya ihtiyacı yoktur" İddiasıyla ortaya çıktı. Hümanist ahlak diye kendi ahlak tanımlarını yaparlarken hiçbir dine ihtiyaçları olmadığını belirttiler. Bu kavram, hayatın bir yarışma olduğunu ve herkes kendi zevklerini tatmin ederse, bunun ahlaklı olmak için yeterli olduğu savunuldu. Herkes kendi egosu, kişisel çıkarları peşinde koşarsa yarış olur, bu da doğada canlıların yarışı gibi üstün ırk, üstün nesil, üstün insanın ortaya çıkmasını sağlayacaktır görüşüne dayanır. İnsanda kötülük olmadığını, iyi varlık olduğunu, varoluş amacının zevklerin peşinden koşmak olduğunu söyler. Hümanizm insanı böylece kutsallaştırmıştır. Zevkleri, arzuları kutsallaştırarak insana başkaları için değil kendi nefsi ve arzuları için yaşamayı öğütler. Dünyaya bir kez gelindiğini söyleyerek, canım istediğini yaparak, sorumluluktan ve hayat yükünü taşımaktan kaçınmayı hedefler. Hümanizm benmerkezciliği yücelterek nefsin tatminini yaşam amacı gibi gösterir. Bu anlayışa göre alçak gönüllü olmak ve başkalarına düşünmek gerekmez. Bu özelliklerinden dolayı empatinin tam tersi bir kavramdır.
Sayfa 271 - Timaş·Kitabı okuyor