📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
''O ünlü, sen tanınmıyorsun.'' demiş Laurens küçük fareye. Ne ilginç değil mi? Bir sanatçının en ünlü eserinin modeli ama tanınmıyor. Aslında oldukça ünlü, dünya çapında bir sanat eseri. Heykel olarak onu tanıyan çok ama kim olduğunu bilen az. Edgar Degas'ın balmumundan yaptığı ve 1881 yılında sergilediği eseri, küçük faresi. Gerçek adıyla Marie Genevieve Van Goethem.
İlk kez gözler önüne çıktığında ''bir ucube, eciş bücüş bir şey'' tarzında oldukça aşağılayıcı ve çirkin yorumlara maruz kalır. 21. yüzyıldan bakan bir gözle bir metre boyundaki bu küçük balerin kızın neden bu kadar nefret edilesi göründüğünü anlamak zor ancak yazar Laurens o yüzyılın ideolojisini, sosyolojisini titizlikle açıklayarak bu sorunu ortadan kaldırıyor.
Her şeyden önce o yıllarda opera binalarının sadece bir opera binası olmadığını bilmek gerekiyor. O binalar sanatın yanında zengin beylerin(!) beğendikleri dansçılarla sohbet ettiği ve daha ilerisine gitmenin pazarlıklarını yaptığı yerlerdir. Ne acıdır ki o günlerde küçük dansçı kızların anneleri, kızlarını bir mal gibi satmaktan çekinmezler. Kızlarını operadan kazandıklarından daha çoğunu kazanabilecekleri herhangi bir işe severek gönderirler. Marie'nin annesinin de durumu farklı değildir.
Marie bir kadın olarak, hele ki çocukluğun ne sosyolojik ne de hukuki bir kategori olarak belirlendiği o yüzyılda çocuk olamadan ahlaksız bir kadın olmuştur. O yıllarda operada çalışan küçük kızlar için ''Fare, tiyatronun bu devasa fare kapanına o kadar erken kısılır ki insan yaşamının ne olduğunu kavrayacak zamanı olmaz.'' şeklinde ifadeler kullanılır. O dönemin iyi ailelerine göre zaten çalışan bir kadının ahlakından kuşku duyulur. Hele ki çalışılan yer bir operaysa...
Büyük ve soylu beyler işte bu ahlaksız dansçı kızlarla münasebet kurdukları takdirde