Ne mi yapacağım bundan sonra?
Ayak izlerimi silmek için sana gelen yolları tersinden yürüyeceğim önce.
Şiir okumayacağım bir süre.
Hediyelik eşya satan dükkânların önünden geçmeyeceğim. Senin için biriktirdiğim yağmur suyunu bir gül ağacının dibine dökeceğim.
Ne yapacağımı sanıyorsun ki,
tenin tenime bu kadar sinmişken;
ömrüm azala azala akarken önümde;
gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken... Senin korkularını, benim inceliğimi doldurup yüreğime bıraktığın boşluğu yonta yonta binlerce heykelini yapacağım.
Ve kendilerinden başka kimseyi sevmeyen sevgisizliğin doğurduğu o adamlar, konumlarını ve kişiliklerini oluşturan korku, kabalık ve kurnazlığın o kırıcı nefti uzaklığından, yalnızca görmek istediklerini görüp duymak istediklerini duyarak, hâkim olmanın şehveti ve olanaklarıyla tek bir renge indirmeye devam ediyorlar.
Biliyor musun, yalnızlık insanın kendi seçimiyse iyi bir sığınak sayılmalı.
İnsan geçmişe gülümseyerek bakıyorsa, başka bir umarı kalmadığındandır.
Avucumuzdan usul usul sıyrılan dünyayı son bir çırpınışla sevmekten başka ne gelir elimizden. Yoksa insana acısını özleten bir gerçeklik, gerçekte ona verilmiş bir cezadır.