mesiha meryem

mesiha meryem
@Mesihat_ul_Meryem
İç Mimar ve Çevre Tasarımcısı
Marmara Üniv. SBE Türk İslâm Sanatları Tarihi
14 okur puanı
Mart 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·190 syf.·
2025 5. kitabı
Nevzat Tarhan
8.3/10 · 377 okunma
Reklam
...Çalışma, uzun soluklu ve devamlılığı olan çabadır; irademizin terbiyesi için mükemmel bir araçtır. Bilhassa zihnî meşguliyetlerin irade terbiyesi üzerindeki tesiri son derece fazladır. El işleriyle meşgul olduğumuzda başıboş bir düşünce bu el işlerine eşlik edebilir. Halbuki zihnimizle çalışmak, dikkatimizin odağını, dikkatimizin bu odağı ile uğraşan bedenimizin mutlak itaatini ve aynı zamanda fikir ve hislerimizin tam anlamda kontrolünü icap eder. Eğer düşünce kuvvetimizin bu hâkimiyetini yorgunluk, nefsimizi ise yoğun bir tembellik izlemeyecek olursa, mevcut kuvvetlerimizi israf etmemeye özen göstererek ve bu şekilde zihnî çalışmayla uğraşmadığımız uzun saatlerde de tabii kuvvetlerimizde daha az ve fakat yine de yeterli diriliği koruyabilecek olursak, bu durumda intikal hızımız ve nefsimizi denetleme iştiyakımız bir alışkanlığa dönüşür. Zaten mutluluğun sırrı, hislerimize ve fikirlerimize vereceğimiz istikameti iyi yönetmekte olduğundan, çalışmak sayesinde "mutluluk felsefesi taşı"nı elde etmiş oluruz...
...Hatta zihnen çalışanların hayatı, keyifli dakikalarla süslenmese bile, yaşama sevincini bolca ikram edecek bir kaynak olmasa bile, yine de tembelliğin zıddı olma ayrıcalığına sahiptir. Çalışkan, yalnız tembellerin dertlerinden, miskin kasvetlerinden, karanlık ve dayanma gücünü yok eden hüzünlerinden arındırılmış olması sayesinde bile gıpta edilecek bir hayata sahiptir...
Sayfa 154·Kitabı okuyor
...Bilir ki geçtikleri yerlerde hiçbir eser bırakmayanlarda hayat, hakikatten uzak bir kuruntudan ibaret kalmak gibi tahammül edilemez bir duygu bırakır. Bilir ki tembellerde, dünyaya düşkünlerde, sefil meşguliyetler ve sonuçsuz çabalarla hayatları kirlenen adi siyasetçilerde, özetle çalışmaları, çabaları mahsulden mahrum kalmış bütün insanlarda bu duygu, mutlak ve muhakkaktır. Yaşam gerçeğini tahrip eden şu duygudan kaçınmak için bütün varlığımızı yüksek bir fikrin takibine sevk etmek ve devamlı mücadelelerle bu fikri kalıcı kılmak gerekir. Böyle olursa tam aksine, bir eser bırakan çiftçide bile mevcut olan bu hakikat hissi, toplumsal vazifesini tamamen özümseyen bir yazarda en yüksek noktaya ulaşmış olur. Çünkü onun her günü, bir evvelki gününün verdiği hissedilir neticeleri arttırır. Hatta hayatı bile eseriyle bir olmaya ve eserinin maddî hakikatine benzemeye başlar. Bunun içindir ki çalışkanların hayatı, tembellerin hayatının aksine derinlikli ve adeta elle tutulur bir yapı arzeder...