Baba oğul yemek yerlerken,Bulgarlar ansızın
kapıyı kırıp girmişler. Para ve eşyalarını aldıktan ve
türlü ezalar ettikten sonra, bir de iftira ederek astırdılar.
lstanbul, pencereden göründüğü kadarıyla, ağır yaralar ala rak yere serilmiş bir erkek gövdesine benziyor, gezgin satıcıların, akşam alacasının derinliklerinde, yükselip alçalan anlaşılmaz sesleriyle, sanki inliyordu.
Cuma günü ise Sungurlar köyünden dokuz müslümanın kolları bağlanarak Ilıca deresinde kurşun ve süngü ile vurulup öldürüldükleri duyuldu. Bu haberleri içlerinden
kaçan bir müslüman getirmişti.
Bir taraftan da müslümanlara edilen zulüm iftiralarını, garazkar muhabirler
gazeteler vasıtasıyla
Avrupa'ya yayarak bütün milletleri aleyhimize tahrik ediyorlardı. . .
Aksine, Rus'un kılavuz ve casusları olan Bulgarlar daim içimizde gezip yüreklerimizin en gizli köşelerindeki esrara vakıf olarak hareketlerimizi teferruatıyla düşmana bildirirlerdi.