"Yalnız... İlla ilgi çekici bir şeyler olması gerekiyor mu? Eğer yoksa bunu kabullenip yaşamaya devam edemez miyiz?"
"Eh, zorla bir eğlence arayamazsın tabii” dedi Youngju.
"Annem de öyle... Tekdüze bir hayat yaşamam onu neden bu kadar rahatsız ediyor anlamıyorum. Böyle davranmak yerine ders çalış diye üstüme gelse daha iyi. Halbuki yaşamak zaten bu işte. Öylesine yaşıyoruz. Doğmuşuz çünkü."
Bu toplum, kişilerin ancak çalıştığı takdirde geçimlerini sağlayabileceği şekilde yapılandırılmış. Buna rağmen dünya çapında bir işe sahip olamayan insanlar gitgide artıyor. Çalışanlar yabancılaşıp tükendiğinden, çalışmayanlar ise para kazanamadığından insana yaraşır bir hayat yaşayamıyor.
Youngju böyle romanlardan hoşlanıyordu; acılı ve sancılı dönemden geçen bir kişinin uzaklarda seçilen zayıf bir ışığa tutunarak ilerleyişini ele alan, belirsizliğe rağmen yaşama azmini güçlendiren romanlar. Naif ya da ihtiyatsız bir umut değil, umudun hayatımızda kalan son gereklilik oluşundan bahseden romanlar.