“Her ümmetin kabul veya red anlamında bir dini, bir tarih ilmi, bir de dil ilmi olmalıdır. Ümmetler birbirlerinden bu üç ilimde ayrışırlar. Astronomi, matematik, tıp ve felsefedeyse bütün ümmetler ortaktır.”
İbn Hazm, Risâle fî merâtibi’l-ulûm
Râzî ve takipçileri tarafından başlatılan eleştirel düşünce, İslam’da düşünce geleneklerinin yöntemleri ile iddiaları arasındaki ilişkinin sınandığı tahkik tavrının başlamasına yol açmıştır. Selçuklu’dan Osmanlı’ya Anadolu’da hakim olan bilim ve düşünce geleneği, işte bu tahkik tavrının sistemleştiiği, büyük yorumcularının yetiştiği ve çeşitli evrelerden geçtiği bir gelenektir.
Râzî sonrasında onun düşüncelerinden bağımsız bir kelam ve felsefe geleneği yoktur ve Râzî dikkate alınmadan 12. yüzyıl sonrasındaki kelam ve felsefenin tarihini kavramak imkansızdır.
“Benim bu kitabım bu sahadaki diğer eserlerden üç hususta ayrılır: İlki; soru ve cevapların en son noktasına kadar araştırılması ve problem denizlerinde derine inilmesidir. Öyle ki her görüş sahibi belkide benim bu kitabımdan, kendi görüşüne mensup kimselerin telif ettiği kitaplardan daha fazla yararlanır. Ben her sözün özünü ve konuların ayıklanmış kısmını ortaya koydum, hatta ilgili görüşün desteklenmesinde o görüş mensuplarınca dayanacak, önemsenecek veya görüşlerini ispat edecek bir söz bulamadığımda, o görüşün ispatında ve o meselenin açıklanmasında söylenebilecek en ileri sözleri kendim çıkarmaya çalıştım. İkinci husus; hakiki bilgi ve yakin ifade eden gerçek deliller ve yakini burhanlar çıkarılmasıdır. Yoksa eserlerin nihai amacı; sırf aciz bırakmak ve hasmı susturmak olan ilzamlar değildir. Üçüncü husus; öyle hayranlık uyandırıcı bir konu tertibi ve parlak bir sentezdir(telfik)ki, onu benimseyen kişinin tüm şek ve şüphe kapılarını serdetmesini ve gereksiz fazlalık ve uzatmadan kaçınmasını gerektirir.”
Fahreddin er-Râzî, Nihâyetu’l-ukûl.
… dindarlık, insan zihninde marifetin meydana gelmesine vesile olurken, marifet de dindarlığın derinleşmesini ve anlam değiştirerek mecazdan hakikate evrilmesini sağlar. Burada dindarlıktan kasıt, Hz. Peygamber‘de (sav) tahakkuk ettiği haliyle inanç ve davranış arasındaki örtüşmedir.