Kıssaya göre Allah, Hz. Musa'ya "Ey Musa, bana bende olmayanla gel" buyurmuş; Hz. Musa ise "Rabbim sende olmayan nedir?" diye sorduğunda Allah, "Bende olmayan acizliktir" buyurmuştur.
… sufiler, nafile ibadetler arasında zikre özel bir önem verir. Çünkü zikir, tümdengelimsel şekilde zihnin Allah manasına kilitlenmesine ve mahlukattan yüz çevirip tam bir teslimiyetle Hakk’a yönelmesine imkan verir. Şayet zikir, müminin daimi bir zihin hali olursa kişi Allah anlamı tarafından kuşattılır ve her şeyden önce, her şeyde ve her şeyden sonra Hakk’ı bulma lütfuna mazhar olur. Bu bağlamda sufilere göre İstidlal yöntemi, insani çabanın zirvesi kabul edilen marifetullaha ulaşmak için Allah’tan gayrı olan şeyleri düşüncenin odağına yerleştirirken mücahede yöntemi, bizatihi Hakk’ı düşüncenin odağına yerleştirir. Diğer deyişle istidlal yöntemi, mahlukattan Hakk’a götürmeyi taahhüt ederken mücahede yöntemi, Hakk’tan mahlukata götürmeyi taahhüt eder.
İslam bilim geleneğii sadece Yunan bilimini değil, kadim dünyanın ulaşılabilir bütün bilgi hacmini tevarüs etmiştir. Bu durum, Müslümanlara bütün bilgi dağarcığını derleme ve birleştirme imkanı vermiştir.
İnsan, cisimler dünyasındaki diğer bütün mevcutlardan farklı bir özelliğe sahiptir: Bedeniyle dünya içre var olması bakımından cisimlerin özelliklerini taşırken ruhuyla (nefs) bu dünyanın dışında olması bakımından akılların özellikleriyle donanma kabiliyetine sahiptir. Dolayısıyla insan, akıllardan bu dünyadaki nesnelere kadar inen varlık anlamını, tekrar yukarı çıkarma (urûc) imkanına sahiptir. Bu, var oluş sürecinde insana bahşedilen bir lütuftur ve bu lütfu ihmal ettiği ölçüde hayvanlara yaklaşıp hayvanlaşırken, değerlendirdiği ölçüde Tanrı’ya yaklaşıp ilâhileştir. Felsefe geleneğinin ahlak ve siyaset düşüncesi tamamıyla bu ülke üzerine kurulur.