Aşk kovalamak mıdır, yoksa kaçmak mı?
Bunu kim bilebilir…
Bazen bir akşamüstü gibi iner insanın içine.
Hiç çağırmamışsındır,
Hiç beklememişsindir.
Ama birden, göğsünde ince bir sızıyla
Onun adını duyar gibi olursun.
Ne kaçmak çare olur o vakit,
Ne de peşinden gitmek.
Çünkü bazı duygular vardır
İnsanın iradesinden daha eski,
Kaderinden daha inatçı.
Sen uzak durdukça
O bir gölge gibi yanında yürür.
Sen yaklaşmak istedikçe
Bir rüzgâr gibi dağılıverir.
Belki de aşk
Ne kovalanan bir avdır
Ne de kaçılacak bir yangın.
Ve aşk,
Bir akşam vakti
İki yalnızlığın aynı sessizlikte
Birbirini tanımasıdır...
-Metehan Tunçkılıç
Madem karşıma çıkmaya yoktu cesaretin
Neden güllerin boynunu bükük,
Bülbülleri yaralı,
Serçeleri ağlattın.
Benim kalbim yetmez miydi
Kırmaya?
Bir kalbi incitmek yetmedi mi sana
Neden baharı da küstürdün bana?
Ben sustukça büyüdü içimde ayrılık,
Sen gittikçe çoğaldı yalnızlık.
Şimdi rüzgâr bile adını fısıldıyor
Her akşam biraz daha eksiliyorum.
Bil ki;
Bir kalp kırıldığında
Sadece bir insan değil,
Bir mevsim de ölür insanın içinde...
-Metehan Tunçkılıç
Cümlelerim yetim kaldı
Kelimelerim ortadan kırık
Bir yangın düştü kalbime
Söndürmeye ömrüm dar, zamanım kısık.
Sen gittin ya, dünya eksildi
Göğsümde bir gurbet büyüdü
Ben seni bir dua gibi sakladım
Kader gelip cümlemi böldü.
Şimdi her gece içimde
Adınla başlayan bir sızı
Ben seni unutmuyorum sevgili
Unutmak da bir çeşit sızı...
-Metehan Tunçkılıç