Bir balo bu,
Maskeli balo!
Şıkır şıkır giyinmiş tüm davetliler,
Parıldıyor ellerindeki mücevherler.
El ele tutuşmuşlar,
Maskelerinde devasa bir gülümseme,
Herkes herkesi seviyor,
Herkes kıymetli ötekinin nazarında!
Birisi çıkarıyor maskesini bir sessizlik anında,
Yüzünün dalgalarında alabora oluyor tüm hüzün gemileri,
Elleri bomboş,
Ve elleri kopuk tüm parmaklarından…
Bir yana dönüyor — dostluk ve ihanet yan yana
Öbür yana dönüyor — aşk en umulmaz kucaklarda
Önünde dikilip duran — diğerkâmlık siluetinde bir devasa bencillik
Ardında, ardı sıra dizilmiş — yalanlar, dolanlar, daha neler neler…
Tutup maskesini olanca gücüyle fırlatıyor davetlilere,
“Ben buradayım tüm gerçekliğimle, tüm acılarımla,
İşte buradayım kopmuş parmaklarımla!”
Sözlerini haykırıyor sağır kulaklara,
Haykırışın yankısı dolaşıyor salonu boydan boya,
Dönüp vardığı yer, yine maskesizin dudakları…
O eski cesurlardan biridir bu: uygarlığa öfkelenmektedir, çünkü uygarlığın eski güzel şeyleri, onurları, hazineleri, güzel kadınları — korkaklar için de erişilir kıldığını düşünmektedir.