Insanların hepsi aşk hakkında, ondan çok az nasiplendikleri ve bu yemeği hiçbir zaman doyuncaya kadar yemedikleri i ç in böyle empatik ve ilahlaştırıcı bir dilde konuşmuşlardır: Bu yüzden aşk insanların gözünde "tanrıların yemeği" oldu. Bir edebiyatçı bir gün bir ütopya üzerinden genel insan sevgisinin mevcut olduğunu gösterebilirse: Elbette dünyanın bir benzerini henüz görmediği acılı ve gülünç bir durumu betimlemiş olacaktır, - her bireye şimdi olduğu gibi, tek bir sevdalı tarafından değil de -eski insanlığın bencilliğe yaptığı gibi küfredilecek ve lanetlenecek, bastırılamayan bir dürtü sayesinde- binlercesi tarafından, hatta herkes tarafından hayran olunur, yanıp tutuşulur, rahatsız edilir ve özlem duyulursa ve bu durumun edebiyatçısı, edebiyat yapmak için rahat bırakılırsa o mutlu aşksız geçmişten, tanrısal bencillikten, bir zamanlar yeryüzünde hâlâ mümkün olan bir başınalık, rahatsız edilmemişlik, sevilmemişlik, nefret edilmişlik, hor görülmüşlükten ve her zamanki gibi, içinde yaşadığımız sevgili hayvanlar âlemimizin tüm alçaklığından başkasını düşlemez.