Ama bana öyle geliyor ki insanı bir anda kaçmaya iten şey yalnızlığı daha da keskin ve bir mengenenin sıkışmakta olduğunu daha da güçlü hissettiren, soğuk ve kapalı bir gündür.
Benden önceki pek çokları gibi ben de romancıların işlerinde rastlantıların ve bazen de bu kişilere özgü bir durugörü yeteneğinin devreye girdiğine inaniyorum ki “yetenek” de aslında uygun tabir değil zira bir tür üstünlük çağrıştırıyor. Hayır, işin bir parçası bu sadece; bu mesleğin gerektirdiği imgelem çabaları, ipin ucunu kaçırmamak ve tembelliğe teslim olmamak için zihnini, takıntıya varacak ölçüde, küçük ayrıntılara odaklama ihtiyacı, tüm bu gerilim, bu beyin jimnastiği süphesiz uzun vadede sözlüğün "durugörü" maddesinde yazdığı gibi "geçmiş veya gelecek olaylara ilişkin" ufak tefek sezgileri tetikleyebilir.
Geçmişi hatırlamak; iyiyle kötüyü aynı çuvala tıkıp bizi tüm bunların geçmişte kaldığına hatta belki de hiç olmadığına inandırmak isteyenlerle yüzleşebilmek, onlara karşılık verebilmektir.