Jack London'ın yarı otobiyografik özelliği taşıyan eseri. Kitabı sadece iki çok önemli terim üzerine kurgulamış. Eğitim ve burjuvazi. Aralara ise felsefe, aşk ve denizcilik üzerine serpiştirmeler yapmış.
Martin Eden aslında yazarın kendisi. Erken yaşta anne ve babasının boşanması eğitim hayatına ilk darbeyi vurmuş ve okuyamamış. Fakat içindeki okuma aşkı muazzam derecede varmış, kendisinin bile farkında olmadığı bu aşkı ancak bir kıza duyduğu aşk ortaya çıkarmış.
Aşık olduğu kızın burjuva sınıfından, kendisinin ise işçi sınıfından olması Martin'i okumaya, öğrenmeye sevk eder. Martin hayatın gerçeklerini görüp anlayana kadar burjuva sınıfına hayran biridir. En bilgili, kültürlü, asil insanların orada olduğunu düşünür, hayatın o eksende döndüğüne inanır ve kendisinin de o sınıfa dahil olabilmesi icin kendisine uykuyu dahi haram kılarak öğrenmeye okumaya başlar ( gün de sadece 4 saat uyku. Ki onun bile fazla olduğunu düşündüğü zamanlar çok olmuştur).
O zamana kadar kazancını denizcilikten kazanan Martin, kendini okumaya verince haliyle işçi sınıfından bir birey de olunca elindeki para suyunu çeker ve okuyup öğrendikleriyle kendi halinde yazmaya başlar. Çünkü yazar olursa burjuva sınıfına kolay girebilecek ve âşık olduğu kıza da kavuşacağına inanır. Makale, şiir, öykü, deneme gibi yazılar yazarak dergi ve gazetelere gönderir. Bu arada aşık olduğu kızdan olumlu cevap alır fakat kızın Martin'in yazar olabileceğine inancı zayıftır bu yüzden babasının yanında düzenli ve sürekli bir ise girmesini ister. Martin kendinden emindir yazar olacaktır.
Gel zaman git zaman yazdığı bütün yazılar gönderdiği bütün gazete ve dergilerden habire iade edilmiştir. Yayınlananlar ise Martin'e göre kendi yazdıklarının yanına bile yaklaşamaz ama editörler öyle düşünmüyor maalesef.