Mevlüt SEVERCAN

Mevlüt SEVERCAN
@Mevlut55
Reklam
9/10
·520 syf.·
2020 24. kitabı
Jack London'ın yarı otobiyografik özelliği taşıyan eseri. Kitabı sadece iki çok önemli terim üzerine kurgulamış. Eğitim ve burjuvazi. Aralara ise felsefe, aşk ve denizcilik üzerine serpiştirmeler yapmış. Martin Eden aslında yazarın kendisi. Erken yaşta anne ve babasının boşanması eğitim hayatına ilk darbeyi vurmuş ve okuyamamış. Fakat içindeki okuma aşkı muazzam derecede varmış, kendisinin bile farkında olmadığı bu aşkı ancak bir kıza duyduğu aşk ortaya çıkarmış. Aşık olduğu kızın burjuva sınıfından, kendisinin ise işçi sınıfından olması Martin'i okumaya, öğrenmeye sevk eder. Martin hayatın gerçeklerini görüp anlayana kadar burjuva sınıfına hayran biridir. En bilgili, kültürlü, asil insanların orada olduğunu düşünür, hayatın o eksende döndüğüne inanır ve kendisinin de o sınıfa dahil olabilmesi icin kendisine uykuyu dahi haram kılarak öğrenmeye okumaya başlar ( gün de sadece 4 saat uyku. Ki onun bile fazla olduğunu düşündüğü zamanlar çok olmuştur). O zamana kadar kazancını denizcilikten kazanan Martin, kendini okumaya verince haliyle işçi sınıfından bir birey de olunca elindeki para suyunu çeker ve okuyup öğrendikleriyle kendi halinde yazmaya başlar. Çünkü yazar olursa burjuva sınıfına kolay girebilecek ve âşık olduğu kıza da kavuşacağına inanır. Makale, şiir, öykü, deneme gibi yazılar yazarak dergi ve gazetelere gönderir. Bu arada aşık olduğu kızdan olumlu cevap alır fakat kızın Martin'in yazar olabileceğine inancı zayıftır bu yüzden babasının yanında düzenli ve sürekli bir ise girmesini ister. Martin kendinden emindir yazar olacaktır. Gel zaman git zaman yazdığı bütün yazılar gönderdiği bütün gazete ve dergilerden habire iade edilmiştir. Yayınlananlar ise Martin'e göre kendi yazdıklarının yanına bile yaklaşamaz ama editörler öyle düşünmüyor maalesef.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
9/10
·353 syf.·
2020 17. kitabı
Göl Insanları, Kemal Tahir'in basılan ilk ve tek öykü kitabı. Okuduğum kitapta 8 öykü olmasına rağmen ilk baskısında 4 öykü bulunmakta. 1955 yılından sonra kitaba yazarın 4 öyküsü daha eklenmiş. Orhan Kemal aşığı biri olarak Çukurova hikayelerine, köy insanlarına, fabrika çalışanlarının yaşadığı sıkıntılara o kadar alışkınım ki kitabı hemen benimsedim. Çünkü kitap yine köy insanlarımızı anlatmakta. Yani dönemin sosyal yaşamını çok iyi anlatmış . Aynı zamanda kitabın içeriğinden dönemin siyaset anlayışı ve kültürü de çok rahat şekilde anlaşılmakta. Nazım Hikmet bu kitabın yayınlanacağını ilk duyduğunda Tahir'e mektubunda şöyle demiş: Vallahi bir çocuğum olmuş gibi sevindim. Bana anlattığın günlerdeki gibi aynı iştah ve gururla okuyacağım. Bir tutam anadolu hikayesi okumak 40'lı , 50'li yılları canlandırmak isteyenlere önerilir.
Göl İnsanlarıKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2020547 okunma
8/10
·112 syf.·
2020 19. kitabı
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu yazarın otobiyografisi özelliği taşımaktadır. Yazarın küçük yaşta sağ kolunda kemik veremi hastalığı olması ile kitap paralel anlatıma sahip. Peyami Safa psikolojik betimlemeleri ve analizleri ile romanı ilmek ilmek okuyucuya işlemekte. Insan analizleri ve mekan analizleri o kadar güzel ki resmen kendinizi bazen paşa konağında, bazen hastane odasında, bazen bir üzüm bağında etinizle kemiğinizle bulabiliyorsunuz. Yaşamış olduğu hastalık ve buna bağlı olarak çektiği aşk acısı kitabın ana konusu. Hastalıktan kurtulmak için sürekli doktorlara kendini teslim eden inatçı ve kafasındaki kurmacalarla yaşayan bir adamın hikâyesi bu. Eski kelimeler sık sık kullanılsa da hızlı okunabilen bir kitap, zaten 130 sayfa kadar. Dipnot: Bu kitabı Peyami Safa, Nazım Hikmet'e ithaf etmiş. Nazim Hikmet ise kitabi şu sözlerle yüceltmiş: Peyami Safa'nin son romanını üç kez okudum. Otuz defa daha okuyabilirim ve okuyacağım... Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'nu Çalıkuşu'na ağlayanların anlaması kabil değildir. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, on bin, yüz bin, bir milyon satardı. Eğer ızdırabı, azabı ve neşeyi coşkun bir ciddiyetle duyan öz ve halis halk kitleleri okuma ve yazma bilselerdi.
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121,1bin okunma
8/10
·148 syf.·
2020 18. kitabı
Yaşlı Kübalı bir balıkçının tek tutkusu balık tutmaktır. O kadar uzun zamandır ağına balık takılmaz ki yanında miçoluk yapan küçük çocuğu da kaybeder. Çocugun ailesi yaşlı balıkçıyı kısmetsiz olarak görür ve çocuklarını balık tutma konusunda daha şanslı olan balıkçıların yanına verirler. Fakat çocuk yaşlı adamı o kadar çok sever o kadar çok benimser ki akli fikri hep yaşlı adamda kalır, onunla kalmak ister. Ihtiyar balıkçı da çocuğu çok sevse de ailesinin karari dogrultusunda yanında bulunmasını doğru bulmaz. Ihtiyar balıkçı günlerden bir gün yine balığa çıkar ve ağına o güne kadar kimsenin tutamadığı büyüklükte bir kılıç balığı takılır. O kadar büyüktür ki ihtiyarın sandalını dahi sürükler ve sandal iyice açıklara kadar uzaklaşır. Kılıç balığı ihtiyari o kadar zorlar ki ihtiyar, balığı öldürmek zorunda kalır ve okyanus kana bulanır. Kan kokusunu alan köpek balıkları ihtiyarın avına saldırır. Ihtiyar elindeki imkanlarla çoğunu öldürse de devasa avının büyük bölümünü kaybeder ve aşırı yorgunluk ve uykusuzlukla beraber tekrar acildiğa limana geri gelir. Hemingway, yenilgiye karşı cesaret, kayba karşı şahsi başarı temasını kendine has üslubuyla akıcı bir şekilde anlatmıştır.
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Bilgi Yayınları · 202541bin okunma
Reklam