Rabb'in seni sevdiğinde, dostlarının senden yüz çevirmesini sağlar ki onlarla meşgul olup da Allah'tan gafil olmayasın. Mahlûkat ile olan alakalarını da keser ki sadece O'na yönelesin.
Allah'a itaat etmek ve O'na ibadet etmek sana ağır gelmeye başladıysa ve kalbinde ibadetlerin tadını bulamıyorsan, yine günah işlemek sana basit gelmeye başlamış ve günah işlemekten haz almaya başlamışsan bil ki tövbende sadık olmamışsın. Çünkü temel sağlam olsaydı, süphesiz bina da sağlam olurdu.
Kur'ân-ı Azîmü'ş-Şân'ın kendisi bize, Efendimiz'in ﷺ Kur'ân dışında vahiyle bilgilendirildiğini açık bir şekilde beyan ediyorken; sözüm, ona din adına(!) Peygamber'in ﷺ sünnetini "Arap adetleri" diyerek bertaraf etmek, Kur'ân'ı kendi akıllarına, fikirlerine ve yorumlarına göre mânâlandırmak ve kendi heveslerine/isteklerine göre bir İslâm anlayışı üretmeye çalışmak anlamına gelir ki kimsenin böyle müfsit bir çığır açmaya da, Müslümanların îtikadını bozmaya da hakkı yoktur. Bu zevât, şunu akıllarından çıkarmamalıdır ki; kıyâmete kadar her çağda Kurân ve Sünnet'in müdâfileri Allâh'ın ﷻ izniyle var olacak ve Sünnet-i Seniyye'yi yaşamaya ve yaşatmaya devam edecektir.