Uyanıksan, sevgilinin yanağıyla benine tutuluyor; yok şayet uyuyorsan, bu kez de hayaliyle yanıp tutuşuyorsun. Ve ayaklarına öyle bir içtenlikle kapanıyorsun ki, gözün dünyada ondan başkasını görmüyor. Elindeki altın onun umurunda değilse, altınla toprak bir oluyor gözünde.
Kendimin bile anlamlandıramadığı kimi garip dua ve övgü anlarında adı dudaklarımda beliriverirdi. Gözlerim çoğu zaman yaşla dolar (ki nedenini bilmezdim), kimi zamanlar yüreğimden göğsüme bir sel taşar gibi olurdu. Geleceği pek az düşünürdüm. Onunla olur da konuşur muyum, konuşursam bu çapraşık hayranlığımı ona nasıl anlatacağımı bilmezdim. Ama bedenim bir arp, onun sözcükleri, hareketleri de teller arasında gezinen parmaklar gibiydi.