İnsan kendisini herkesten yalıtılmış tekilliğinde değil, türdeşleriyle benzerliğinde tanır. Aksi, hiçbir tekil zihnin başka zihinlere ihtiyaç duymadığını sandığı kesif bir yalnızlık ve bu kesif yalnızlığın ürettiği, adına şaka gibi "aydınlanma" denilen seçilmiş bir kör karanlıktır.
…yeryüzündeki insan serüveni bir yolculuksa, kurmacalar o yolun haritası, insanın bulunduğu ve bulunmayı tahayyül edebildiği bütün coğrafyaların atlasıdır.
Gerçeklik üzerine düşünen akıl, çalışma prensibini, ortaya çıkan nihai yapıta nakşeder, sonra o yapıta bakarken, onu okurken zihni yeniden şekillenir, sonra yeni bir modele bu şekillenmiş zihinle bağlar ve insanlık birikimi sonsuz bir akışla geleceğe taşınır.
Kurmacanın belleği, aynı zamanda onun tarihidir.