İnsanlar, değişik inançlarla ve hırslarıyla ne kadar karıştırırlarsa karıştırsınlar, kana, acıya şiddete bulaştırsınlar bu muhteşem dünyayı, yaşam bir umuttu sonuçta. Hiç bitmeyen bir umuttu.
Seçkin bir kimse değilim
İsmimin baş harfleri acz tutuyor
Bağışlamanı dilerim
Sana zorsa bırak yanayım
Kolaysa esirgeme
Hayat bir boş rüyaymış
Geçen ibadetler özürlü
Eski günahlar dipdiri
Seçkin bir kimse değilim
İsmimin baş harflerinde kimliğim
Bağışlanmamı dilerim
Sana zorsa yanmaya razıyım
Kolaysa affı esirgeme
Hayat boş geçti
Geri kalan korkulu
Her adımım dolu olsa
İşe yaramaz katında
Biliyorum
Bağışlanmamı diliyorum
Abdurrahman Cahit Zarifoğlu
7 haziran 1987
ölüm yıl dönümünde
rahmet, sevgi ve saygıyla...
ruhu şad olsun.
Kölelerin bir kimsesi yoktur... Bırakmaz o zalimler kimi kimsesi olmasını.. Anasını, babasını, kardeşini, doğurduğu kendi öz yavrusunu bile esirger, ayırırlar ondan... Hep tek başına bırakırlar... Yapayalnız, çırılçıplak, çaresiz... Bu yüzden ne verecek bir şeyleri olur kölelerin, ne de bir şey verebilecek bir kimseleri! Ama her zaman onlara bir şeyler verilir... En kötüsünden, en acısından, en çirkininden bile olsa, hep bir şeyler verilir kölelere... ve... sürekli bir şeyler alınır onlardan... ne varsa sahip oldukları.. bedenleri ve hatta ruhları! Sonuç olarak senden hiçbir şey kalmaz ortada ve geriye... Köleysen eğer, bir hiçsin... Yok hükmündesin! Bunun ne demek olduğunu ancak bu acıyı yaşamış olanlar bilir, ancak onlar anlar! İşte bu yüzden her köle, bir gün özgürlüğüne kavuşabilme umudundan da öte, bir gün birilerine bir şey verip, kendi varlığını hiç olmazsa bu şekilde hissedebilme hasretiyle yanar! Çünkü alınca değil ancak verince ve verebildiğince var olur insan...
...kökünüzü kökeninizi, ceddinizi neslinizi iyi bilesiniz diye! Çünkü ağaç, kökü olduğu zaman ağaçtır ancak... Köklerinden beslendikçe diri kalır, çok ama çok yaşlansa da, her bahar taptaze filiz verir, taptaze yapraklarla donanır... Kökü olmayan ağaç ise kurur gider, sonunda odun olur... Ağaç, ağaç olarak kalabildiği, köklerinden beslendiği sürece, kendi özünce, özgürce gelişir, büyür. Oduna ise her zaman bir başkası şekil verir!