"Kitap okurken yazarların hepsinin kuyuya düşmüş insanlar olduğunu öğrendim. Oradan yeni kurtulanlar da, çok önceleri çıkanlar da var ve sanki hepsi ileride o kuyuya yine düşeceklerini söylüyor."
Gelecekteki atom savaşı sırasında yaşları değişen bir grup erkek çocuğunu güvenilir bir yere götüren uçak saldırıya uğrar ve ıssız bir adaya düşer. Okuyun görün ki insan atom bombasından daha tehlikeli..
Ana karakter Ralph, bu gruba lider olur ve bir takım kurallar belirlenir. Bu kurallardan önemli olanları kurtulmak için bir ateş yakılması ve sönmemesi için ateşin korunması ve avlanmadır. Bir görev dağılımı yapılır başlarda bu durum onlara eğlenceli gelse de zamanla her şey kötüye gidecektir.
Ralph iyiyi temsil ediyor diyebilirim ama bence kötünün iyisi. Aklını avlanmakla bozan, öldürmekten haz alan Jack ise kötülüğü temsil ediyor, en kötüyü. Ralph sayesinde adını hiç öğrenemediğimiz domuzcuk lakaplı çocuk ise sevdiğim tek karakter.
İnsanın nasıl vahşileşebileceğini okuduğum güzel bir örnek ve her yetişkinin okuması gereken, ders çıkarılacak güzel bir kitap.Daha ne olabilir dediğim noktada işler karıştı ve Ralph sinek vızıltıları senfonisiyle koşmaya başladı.
Kitabın yazarı 2024 Nobel Edebiyat Ödüllü bir yazar, kitabın konusu ise Güney Kore'nin Gwangju şehrinde diktatör yönetime karşı gösterilen duruş, mücadele ve bu süreçteki acılar. Ayrıca yazar Han Kang 1970 yılında bu şehirde doğmuş, kitabın son kısmında da kitabı yazma sürecinden bahsediyor.
Kitap altı bölümden ve yazarın "Son Söz" kısmından oluşuyor. Her bölümde karakterlerin hikayesi farklı şekillerde anlatılmış; doğrudan, başka karakterler üzerinden ve ikinci tekil şahıs kipiyle. Beni en çok Conğde'nin hikayesinin anlatıldığı ikinci bölüm ve ana karakter Donğho'nun annesinin anlatıldığı altıncı bölüm etkiledi :( Satırlarda gri bir duman bana eşlik etti, ama Gim Cinsu'nun hücre arkadaşına söylediklerinden sonra bu gri dumanı bir tül gibi algıladım, o tülü aralayıp tanıklık ettim.
"Eskiden kırılmaz camlarımız vardı bizim değil mi? Onlar cam mıydı başka bir şey miydi emin değilim ama şeffaftı, sağlamdı ve gerçekti. Demem o ki ağabey, bizler kırılarak bir ruha sahip olduğumuzu gösteriyoruz değil mi? Gerçek camdan yapılmış insanlar olduğumuzu ispatladık." s.113
Ben de Gim Cinsu'ya bir şeyler söylemek istedim.. Sadece, geçmişte acı çeken, adaletsizce davranılan insanların olduğunu okumanın ve bunu bilmenin bizi gerçek camdan bir insan yapmadığını, kendi ruhunu hissetmek ve o hisle var olamaya devam etmenin gerektiğini bizlere de ispatladığınız için teşekkür ederim.
"İnsanlar öldüğünde havalanan küçük kuş, yaşarken bedenlerinin neresindedir acaba? Kaşlarının çatında mı, kafasının üstünde mi yoksa kalbinde bir yerlerde mi?" s.22
Ve bu sorunun cevabını merak edenler kitabın kapağına tekrar bakabilir.