Güçlerin egemenliğindeki bir ortak yaşamda, insan fazla duraklamadığı ve düşünmediği takdirde, her yol iyi bir hedefe götürür. Hedefler kısa vadelidir; ama yaşamın kendisi de kısadır ve böyle bir tutum sayesinde insan, yaşamda en yüksek erişme oranına ulaşır, ve insanın mutlu olmak için bundan fazlasına gereksinimi de yoktur, çünkü erişilen, ruhu biçimlerken, erişilemeyecek olanı istemek ruhu yalnızca çarpıtır; mutluluk açısından insanın ne istediği çok az önem taşır, tek önemli olan, istenene ulaşmaktır.
İnsan anlamak, gözlemlemek, çıkarım yapabilmek için her şeyden önce yaşayan bir varlık olarak kendinin farkında olmalıdır. Yaşayan insan kendini ancak istekleriyle, yani kendi iradesinin bilincinde olarak bilir. Yaşamının özünü teşkil eden iradesinin ise sadece ama sadece özgürse bilincinde olabilir.
Alıştığımız yolun dışına çıktığımız zaman her şeyimizi kaybettiğimizi düşünürüz; ama yeni ve iyi bir şey ancak o zaman başlayabilir. Hayat varsa mutluluk da vardır. Önümüzde daha çok, çok şey var.