09.11.2022
Yunan edebiyatında okuduğum ilk roman olan zorba, aslında bir yaşam klavuzudur. Kitabı bitirince dünyaya yeni bir pencere daha açıyoruz. Kitabı okumadan önce herhalde bir diktatörü anlatıyor diye düşündüm. Kitap, her daim yanımızda olmasını istediğimiz; bilge, eğlenceli ve entelektüel olan Aleksi Zorba diye bir filozofu anlatıyor. Evet filozof diyorum çünkü bana Descartes andırıyordu. Aşk felsefesi ve kadınlar hakkındaki naif düşüncesi ise muazzamdı. Şu alıntıyı paylaşmak istiyorum^ Kadınların şerefine! Tanrı biz erkeklere de akıl versin^. Burada kadınların ne kadar zeki olduğunu patronuna anlatmaya çalışıyordu. Patron ise hayatı kitaplarda arayan bir insandır ve kitabın anlatıcısıdır. Zorba birkaç defa senin kitaplarında bunlar yazıyor mu? Diyerek patronu eleştirmiştir. Yukarı da da dediğim gibi zorba bir yaşam klavuzudur. Zorba bir bölümde insan canavardır ona kötülük edersen senden çekinir ve sana saygı gösterir, iyilik edersen gözlerini oyar. Ve onlara eşit haklara sahip olduğumuzu söyleme senin hakkını çiğner, elinden ekmeğini alır ve seni açlıktan gebermeye bırakırlar.
Evet bir diğer bölüme geçmek istiyorum. Savaşlar… Zorba Makedonyalıdır. Yunanlar için milliyetçi duygularını da katarak Bulgarlarla savaşmış ve bir çok insana zarar vermiş, köy yakmış insanları yerlerinden etmiştir. Pontus ve Kafkas Rumlarının Kürtlerle olan savaşı da anlatmıştır. Kısaca zorba birçok savaşa katılmış veya şahit olmuştur ve sonunda barışı seçmiştir. Savaşın ne kadar kötü olduğunu patrona söylemiş devlet millet gibi kavramları kafasından silmiştir. Aslında zorba bütün renklerle kavga etmiş ve sonunda renksiz olmayı tercih etmiştir. Yazarın diğer kitaplarını da okumak istediğimi belirterek bu kitapla ilgili düşüncelerimi sonlandırmak istiyorum…
Kaplanın sırtında Zülfü Livaneli tarafından kaleme alınmış genel olarak Sultan Abdulhamit’ i anlatan, yakın tarihimize ışık tutan bir kitap. Genelde çeşitli kaynaklara başvurmasına rağmen doktoru tarafından yazılmış yazılara dayandırılarak ele alınmıştır. Baskıcı ve diktatör olarak bilinen sultan 33 yıl padişahlık yapılmıştır. Tahta geçiş süreci şaibeli olan sultan benzer bir şekilde ordu tarafından tahttan uzaklaştırılarak Selanik e sürgün edilmiştir. Sultan özellikle ermeni olayları ile bilinmektedir. Kendisine suikast düzenleyen bir düzine Ermeni yi affedip yurt dışına çıkarmış ve hemen akabinde hamidiye ordusunu Kürtlerden oluşturarak Ermenilerin üstüne salmıştır. Kitapta geçen bir olayı anlatmak istiyorum; ölen Ermenileri sünnet ederek Avrupalı liderlere Müslümanların daha fazla kayıp verdiğini göstermek istemiştir. Sultanın amcası Abdulaziz de kitapta geçen bir diğer kahramanlardan biri. Avrupa ya çıkan ilk padişah olarak bildiğimiz Abdulaziz, bu ziyareti sırasında Avrupa yı çok kıskanmış ve İstanbul a gelerek hemen bir toplantı düzenlemiştir. Bu toplantı da İstanbul şehremini Ömer faiz bey ilginç bir cümle dile getirmiştir.( İslamı da Avrupa dan alalım ) çok vahim bir cümle olmasına rağmen 21.yy da aynı şeyi düşünmeye devam ediyoruz. Abdulhamit aslında halk tarafından sevilen bir padişah değil ama doktorla konuştuğu zaman her yaptığı şeyi mantıkla ve siyaset gereği yaptığını belirterek doktorun kafasını karıştırmıştır. Aslında o döneme baktığımız zaman çok zeki biri olduğu görülmüştür. Balkan savaşları patlak verdiği zaman yaptığı konuşma ile bu zekasını belirtmiş ve 2.balkan savaşında dediği strateji ile Osmanlı devleti galip gelmiştir. Değişik özellikleri olan sultanın hayatını bize tarafsız bir şekilde ve ağır bir dil kullanmadan bize anlatan zülfü beyin de