İnsanlar partnerlerinin sözlerini tam dikkatle dinleme süreleri-nin oranını dürüstçe söyleseler, yüzde 50 cömert bir tahmin olurdu. Onarımlara ilişkin çalışmalarımdaki kesin hesaplamalara dayana-rak, her bir partnerin bu sürenin yaklaşık yüzde 30'unda dinlemeye müsait olduğunu varsaymak daha gerçekçi olur. Geriye kalan yüzde 70'deyse çocuklar, iş, Tanrı, benzin fiyatları, televizyon programların, perdelerin değiştirilmesi ve lig maçları hakkındaki düşüncelerle dikkatleri dağılır. Her iki partnerin de aynı zamanda müsait olma olasılığı (müsaitliklerinin birbirinden bağımsız olduğunu varsayar-sak) yalnızca yüzde 9'dur (.3x.3=.9). Yani zamanın yüzde 91'inde ortam, yanlış anlaşılmalara açıktır. İki partner de işi yüzüne gözüne bulaştıracaktır.
Sosyal psikologlar arasında Rapoport, olağanüstü derecede güçlü bir ilke önermesiyle ünlüdür: karşılıklı olarak öteki tarafın konumunu onları tatmin edecek biçimde ifade edebilene dek, ikna etmeye, sorun çözmeye ya da uzlaşmaya çalışmayın. Bağlılık içeren bir ilişki bağlamında bu ilke, birbirinize "Evet! Anlamışsın. Benim konumum ve hislerim aynen böyle," diyebilene dek, bir uzlaşmayı müzakere etmek üzere harekete geçmemeniz anlamına gelir. Şablona göre, bu noktaya ulaşabilmek için önceden planlanmış bir biçimde sırayla konuşur ve dinlersiniz. İlk olarak, konuşmacı konuyla ilgili tüm düşünce, duygu ve ihtiyaçlarını paylaşır. Dinleyici ötekinin bakış açısını sindirir ve partnerinin konumuna ilişkin anlayışını ayrıntılı olarak geri iletir. Ardından ikisi rolleri değişirler.
Araştırmalar, erkeklerin evrimsel mirasları nedeniyle tehdit algıladıklarında daha hızlı ve yoğun bir “savaş ya da kaç” tepkisi verdiklerini gösteriyor. Tartışma sırasında bu biyolojik alarm sistemi devreye girdiğinde kalp atışı ve kas gerginliği hızla artıyor; beden, partneri adeta gerçek bir tehlike gibi algılıyor. Bu “taşma” hali akıl yürütmeyi daraltıyor, empatiyi ve sağlıklı iletişimi neredeyse imkânsızlaştırıyor. Böyle anlarda kişiden anlayış ya da çözüm üretmesini beklemek gerçekçi değil; aksine çatışmayı büyütebiliyor. Bu yüzden ilişkilerde en kritik beceri, önce bu fizyolojik taşmayı fark edip sakinleşmeyi öğrenmek.
....bu partnerlerin hepsi kavgadan nefret ettiklerini söyler. Bu konuda üzülür ve kendilerini kötü hissederler............. Yine de kendilerine engel olamazlar...