Okurken davranışsal profil olarak sık sık aleksitimik bir vaka gözümde canlandı. Aslında nerede hangi duyguları yaşaması gerektiğini bilmesine rağmen bu duygusal tepkileri vermemesi bende aleksitimik bir hasta profilini canladırdı.
Aleksitimide:
Kişi gerçekten duyguyu tanımlayamaz
İçsel farkındalık düşüktür, “Ne hissettiğini bilmez”,
Meursault’da ise daha farklı bir şey var.
Çoğu yerde “önemli gelmiyor” diyor, “Fark etmez”, “aynı şey”, “değişmezdi” gibi ifadeler kullanıyor
Bu bir bilişsel kayıtsızlık ya da farkındalık eksikliği değil. Duyguyu tanımlayamıyordan çok duygulara değer atfetmiyor.
Camus toplumun beklentilerini (cenazede ağla, sevgiline “aşığım” de, pişmanlık göster) karşılamak için rol yapmak yerine absürd insanın radikal dürüstlüğünü işaret ediyor.
Burada Camus’nün ima ettiği şey, toplum için “normal insan”, duygusal olarak içten olan değil; uygun davranışı sergileyendir.
Meursault, aleksitimik bir klinik vakadan ziyade, duygusal sembolizasyonu bilinçli olarak askıya almış, dışsal-olgusal bilinçle yaşayan bir karakterdir.