Şöyle bir bilmeceyi ele alalım: Her ikisi de kırk yıl evliliğin ardından yakın zamanlarda dul kalmış iki kadın düşünün. Bu dullardan biri, büyük acılar çektikten sonra zamanla kendini toparlamış ve dönem dönem sükun bulmayı başarmış, hala seyrek de olsa hayatında çok neşeli zamanlar oluyor. Ötekinin durumu ise çok daha kötü: Kaybın üstünden bir yıl geçtiği halde derin bir depresyon batağından çıkamıyor, bazı zamanlar intiharı düşünüyor ve sürekli psikiyatrik yardıma ihtiyacı var. Bu ikisi arasındaki farkı nasıl açıklarız?
Her ne kadar bu iki kadın birçok bakımdan birbirlerine benzeseler de, çok önemli bir konuda büyük farklılık gösteriyorlar: Evliliklerinin niteliği. Birinin çalkantılı, çatışmalı bir evlilik ilişkisi olmuş; diğerininse sevgiye ve karşılıklı saygıya dayalı, giderek gelişen bir ilişkisi. Şimdi size soracağım soru şu: Hangi evlilik hangi kadına ait?"
.................genellikle tahminlerin tam tersi görülüyor. Bunun birkaç açıklaması var. Bence burada kilit kavram, ‘pişmanlık’. Kırk yılını yanlış adamla evli kalarak geçirdiğini benliğinin derinliklerinde hisseden dulun yaşayacağı ıstırabı düşünün. Sonuçta o, kocası için ya da sadece kocası için acı çekmeyecektir. Kendi hayatı için matemdedir."
"Çatışma dolu evlilik ilişkileri hakkında bir şey daha: Ölüm, zaman içinde dondurur bunu.
Sonsuza dek çaƨşmalı, sonsuza dek tamamlanmamış, tatmin bulmamış kalırlar. Bunun
yaratacağı suçluluk duygusunu düşünün! Eşini kaybetmiş kişinin kendi kendine kaç kere ‘Ah keşke ... ‘ diyeceğini düşünün..
"Nasıl sıyıramayacak?" dedi Heather. "Unutma, gitmesini isteyen sendin. Onu geri istiyor değilsin. Hayatında olan iyi bir şey bu." "Mesele bu değil," dedi Carol. "Çıbanı patlattın. Şimdi irini geri mi istiyorsun? Aksın gitsin, bırak," dedi Norma. Carol, "Mesele bu da değil," dedi. "Mesele nedir?" diye sordu Norma. "Mesele, intikam!" Heather’la Norma aynı anda söze girdiler. "Ne?! Harcayacağın zamana değmez! Çek giƫ,bırak gittiği yerde kalsın. Hayatını yönetmeye devam etmesine izin verme."
.....arzu dolu itkilerimize göre değerlendirilecek olursa biz de tıpkı ilkel insanlar gibi bir katil sürüsünden başka bir şey değiliz..........karşılıklı lanetlemelerin çapraz ateşi altında en iyi ve en bilge erkeklerle en güzel ve en sevilesi kadınlar da dâhil olmak üzere çoktan yok olup gitmiş insanlık... (Freud)