Elif Seven

“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Görüyorsun ya, yıllar geçti ama ben hala ilk düştüğüm yerdeyim, dipteyim. Kuyulardan çıkamadım, belli ki yaşadıkça da çıkamayacağım. Galiba sen gelmeden ve hatta Fuat düşmeden evvel de buradaydım. Annemin rahminden alınıp doğruca kuyunun dibine fırlatılmıştım. Bu kaygan zemine hiçbir vakit alışamadım; doğduğum evde bile hep yurtsuz kaldım. Ömrüm boyunca yerimi, kim olduğumu arayıp durdum; bulamadım. Varlığım ağır bir yük olup bindi omuzlarıma, altında kaldım. Hep aşağı, daha aşağı düştüm; hiçbir şeye tutunamadım. Bunu bana Fuad yapmadı. Bunu bana annem yapmadı. Babam yahut kalfa yapmadı. Sen yapmadın bunu bana. Adnan, hatta Sermet bile yapmadı. İçimdeki boşlukla düştüm ben dünyaya. Dolduramadım.
Sayfa 347
Alıntı
Koşaradım tükeniyorsunuz insan kardeşlerim Koşaradım Duymadan bir gün olsun dünyayı iliklerinizde..
Sayfa 58
Alıntı
Sakın üzülme. Üzülme ve bil ki dünya dediğin lüzumsuz bahçe, bazen her yer, bazen tek bir yer, bazen de hiçbir yerdir. İnsan dediğin kötü tohum, bazen her şey, bazen tek bir şey, bazen de hiçbir şeydir. Ama tuhaf olan bu değildir Behiye. Bu işteki asıl acayiplik, öyle ya da böyle oluşunun aslında hiç fark etmeyişidir. Ve işte tam da fark etmediğini fark ettiğin o nefti anda, âlemin ritmi bozulur, içi boşalır, bir güvercinin karda bıraktığı ayak izlerine dönersin. Sonra azıcık kar yağar, silinirsin. Böyledir.
Sayfa 398
Alıntı