E

ne değişir
hep böyle süreceği sanılır bu gül hikâyesinin hep böyle sürer gerçi amma bir gün sonu değişir
Reklam
Hiçbir şey hissetmemeye başladığımda acıya dair adeta özlem duymaya başladım; acı çektiğinizde, en azından yaşadığınızı anlıyordunuz.
İnsanların yüz yıldan fazla yaşamama nedeninin buna uygun olmamaları olduğunu anlamıştım. Yani psikolojik olarak. Sanki tükeniyordunuz. Geriye devam etmenizi sağlamaya yetecek kadar bir benlik kalmıyordu. Kendi düşüncelerinizden sıkılıyordunuz. Hayatın kendini tekrarlayışından. Bir süre sonra görmediğiniz hiçbir gülücük, bir jest kalmıyordu. Dünya düzenindeki her değişiklik önceki değişiklikleri hatırlatıyordu. Haberler haber olmaktan çıkıyordu. "Haber" sözcüğü komik gelmeye başlıyordu. Her şey bir döngüydü. Yavaşça dönerek geçmişe doğru giden bir döngü. Defalarca, tekrar tekrar aynı hataları yapmaya devam eden insanlara duyduğunuz hoşgörü azalmaya başlıyordu. Bir zamanlar nakaratını çok sevdiğiniz ama artık her duyduğunuzda kulaklarınızı parçalamak istediğiniz bir şarkıyı sonsuza kadar dinlemek gibi bir şeydi bu.
İyimser bir sonuç’a
ben bir gün giderim ki neyim kalır eksik bıraktığım her şeyim kalır yaz günü kim ister ki öldüğünü eksik bıraktığım her şeyim kalır yaşamam bir beyazlık gibi sanki eksik bıraktığım her şeyim kalır genişlerim dağılırım beyazım ben bir gün giderim ki neyim kalır ben bir gün giderim ki ey diri at elbette benim de bir şeyim kalır
Açıklamalar
İçinde sizin de olduğunuz gece Sonsuz bir kaynaktır, bir çizgiye Köprüleri ayakta tutan güç ve Dükkânları işleten, gizlice Babaları onurlu kılan ve gizlice Ve anaları mutlu kılan gizlice Kompresörleri ve yolları uygulayan biribirine Adamları çıkaran koskoca iskelelere Nüfus sayımlarına, ateşböceklerine Suya ve ateşe doğru o gem almaz düşünce Ey o büyük düşünce!.. Size bağlı değildir...
Reklam