Bu incelemede kurduğum cümleler sadece kendi fikirlerim veya başka kaynaklardan alıntıladıklarım değildir. Aşağıda yazanlar, kitabı okurken altını çizdiğim cümlelerin benim kafamda yeniden kurulup, özet mantığına çevrilmiş halidir. Yani, yazarın asıl anlatmaya çalıştığı veya özeti, bir bakıma kitabın bölümler halinde tahlili de diyebiliriz.
1. Bölüm: Birey ve Toplum
Yazar, insanlığın birey halinden toplum haline geçişini anlatan bir bölüm ile kitaba giriş yapar. Birey ve toplum önemsiz gibi görünen iki kelime gibi görünse de tarihte insanlığın bireyden topluma doğru yürürken geride bıraktıkları ve yeni öğrendikleri şeyler o kadarda önemlidir ki, insanlığın hemen hemen bütün tohumları bu iki kelime arasında atılmıştır.
Doğanın ürkütücü gücüyle başedebilmek için diğer insanlarla bir araya gelen insan farkında olmasada toplumu oluşturur. Toplum oluştuktan sonra savaş içgüdüsü olmayan insan, sahip olma dürtüsüyle savaşmaya başlar. Savaşın gelmesi politik bir düzenin başlamasına en büyük sebep olur. Çünkü savaşları yönetecek bir yönetici kısıma ihtiyaç duyulur. Dolayısıyla ortaya başkanlar, önderler çıkar. Gruplar ve savaşlar büyüdükçe, topraklar fethedildikçe belirli başlı kurallar ve düzen hakim olmaya başlar. Bunun sonucunda da devlet kavramı ortaya çıkar. Yazar, "Devlet, istilanın bir ürünüdür ve kazanan grubun yenilene egemen olmasından kaynaklanır." diyerek devletin başlama sebebini çok net özetler. Devlet varsa yasada olmalıdır. Egemen azınlık kendi gücünü giderek yasal bir sisteme dönüştürür ve halkın kendilerini kabul etmesini, kendilerine bağlanmasını sağlar. "Samimiyetsizlik uygarlıkla gelişmiştir. Çünkü uygarlıkla birlikte diplomasi de gelişmiş, çalınacak şeylerin sayısı artmıştır." diyen yazar diplomasinin temel direğine nokta atışı yapar. Bu durumlarla