Eğer devrim olacaksa, devrimci bir Parti olmalıdır. Devrimci bir parti olmaksızın, yani Marksist-Leninist devrimci teori üzerine ve Marksist-Leninist devrimci biçimde kurulmuş bir Parti bulunmaksızın emperyalizmi ve peşindeki köpeklerini yenme eyleminde işçi sınıfına ve geniş halk kitlelerine önderlik etmek imkânsızdır.
Marksizm-Leninizm teorisi ile silahlanmış, özeleştiri yöntemini kullanan ve halk kitleleriyle kenetlenmiş, iyi disiplinli bir Parti; böyle bir Parti'nin önderliği altındaki bir ordu; böyle bir Parti'nin önderliğini kabul etmiş bütün devrimci sınıf ve gruplardan kurulu bir birleşik cephe - işte bunlar düşmanı yenmemizi sağlayan üç ana silahtır.
Bir Eyüp sabrıyla bekledim
Sabahı olmayan gecelerde!
Gül dalları yerine demir çubuklar vardı
Münzevi-münzevi pencerelerde!
Dört uzun yıl boyunca
Dışarda koskoca bir doğa
Baştan çıkaran kokularıyla doldurdu yolları.
Her bahar göğün kapılarında
Şarkılar okudu tarla kuşları.
Apak bulutlar geçti habersiz
Âşıklığımdan, şairliğimden.
Bahar yağmurları bensiz yağdı
Ebemkuşağı açtı bensiz.
Bir Eyüp sabrıyla bekledim
Gübreliğinde günlerimin.
İnsanlar olmadı farkında
En küçük hünerimin...
Ne de bir kimsenin oldu haberi
Varlığımla yokluğumdan.
Yalnız, bir bahar sabahına
Benzeyen çocukluğumdan
Ebemkuşakları gelirdi
Eğlendirmek için beni.
İçinde çırılçıplak çimdiğim dereler
Söylerken kulağımın dibinde ninni
Uyuyor kent
ve mutsuz çocuklar
etrafta dolanıyorlar hayvan çeteleriyle.
Dostlarıyla
konuşur gibiler
onlara izleri gösteren
köpekler.
Kim yakalayabilir ki onları?
Kim sokabilir ki onları
içeri?
Ecinni "dansçılar" yok artık. İnsanoğlunun, aktör ve izleyici olarak ikiye parçalanmışlığı temel gerçeğidir zamanımızın. Bizim için yaşayan ve bizim cezalandırdığımız kahramanlarla dolu kafamızın içi. Tüm radyo ve televizyonların güç kaynakları kesilse, bütün gösteri yerleri ve sinemalar kapansa; tüm bu vekaleten varlık sanatları...