İşte böyle efendim: Ben Rus usulünce serserilik etmeyi veya ruletten servet kazanmayı tercih ederim. Beş kuşak sonra Hoppe ve Ortakları olmak istemiyorum. Kendim için paraya ihtiyacım var ve kendimi herhangi birinin sermayesinin vazgeçilmez parçası gibi hissetmiyorum. Bir sürü şey uydurduğumun farkındayım, ama varsın öyle olsun. Benim inançlarım böyle işte.
Pier Paolo Pasolini, "Futbolda bazı anlar yalnızca şiirseldir: gol anları. Her gol bir buluş, bir kod ihlalidir; her gol kaçınılmazlık, parıltı, hayret ve geri dönülmezlik taşır. Tam da şiirsel bir kelime gibi. Her yılın gol kralı, o yılın en iyi şairidir. [...] En çok gol atılan maç, en şiirsel olanıdır." diyor. Sahada bol golü ve atağı sevdiğim için futbolun düzyazıdan çok şiir halini seviyorum.
Ara sıra, gerçekten çok kapsamlı bir çalışma düşlüyorum: esasları, unsuru, anlamı, üslubu içine alan bir çalışma.
Bu, korkarım bir düş olarak kalacak. Ama şimdi bile, bu imkânı ara sıra hatırlamak iyi oluyor.
Hiçbir şey aceleye gelmez. Olgunlaşmalı. Kendi kendisine olgunlaşmalı. Eğer gün olur da bu çalışmaya da sıra gelirse -oh ne ala!
Onu aramaya devam etmeliyiz. Parçalarını bulduk. Ama bütünü değil! Hâlâ nihaî güçten yoksunuz; çünkü:
Halk bizimle değil.
Ama biz bir halk arıyoruz. Orada Bauhaus'ta başladık.
Orada, hepimizin neyimiz varsa kendisine verdiğimiz bir cemaat'le başladık.
Daha fazlası elimizden gelmez.