Yaşadığı topluma kayıtsız kalamayan insanlar, her zaman sesini çıkarmış ve eleştirisini yapmıştır. Çünkü bu toplumsal protestoyla nefes alabilirler ve temsil ettiği değerlere uygun yaşayabilirler. 1925 yılında Nobel Edebiyat Ödülü kazanan İrlandalı yazar George Bernard Shaw da işte bu kategoriye giriyor. Bugün incelediğim "Aforizmalar" adlı eserinde durumu daha net anlıyorsunuz. İrlandalı oyun yazarı ve eleştirmenimiz, aslında çok iyi ve net bir gözlemci... Sivri fikirleri bulunuyor ve kim olursa olsun asla otosansüre gerek duymuyor, sözlerini asla sakınmıyor. Yaşadığı topluma son derece hakim, bu toplumun yaşayış stiline ve ahlak anlayışına her zaman eleştirel bir gözle bakıyor. Toplumsallıktan sanata, sanattan felsefeye, felsefeden politikaya, politikadan insan hislerine, hislerden insanı etkileyen her türlü kavram ve olgular konusunda son derece etkili görüşleri var. İşte bu görüşler, şimdi "Aforizmalar" adlı eserde bir araya geliyor. Shaw, geniş ve yetkin bir yelpazede okura eleştirel gözlemlerini paylaşıyor. Bu görüşleriyle bir dönemin düşünsel hayatını şekillendirdiğini ve görüşlerinin günümüz 2025'inde bile geçerliliğini koruduğunu unutmayalım. Oldukça akıcı bu kitapta herkes kendine bir şeyler bulacak ve altı çizilecek pek çok yer var.
İnsanların her zaman kendilerinde olmayan özellikleri abarttığını düşünür. Zayıf insanların merhameti barındırdığı görüşündedir. Adalet konusundaki eleştirisiyle demokrasiyi vurgular. Ailenin mutluluğu simgelediğini, aile kurmanın önemli bir toplumsal hizmet olduğunu belirtir. Ebeveynlik ve aptallık hakkında ders çıkarılası ve yüz güldüren tavsiyeler paylaşır. Suskunluğun en iyi aşağılama yöntemi olduğunu anlatır. Aşkın meraktan doğduğunu söylerken, evliliği aptallık olarak değerlendirir. Dünyada herkesin birbirine bağımlı